teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2010

Artık ev telefonları da taşınabilecek

Göçebe (nomadik) numara alan vatandaşlar 0850 ile başlayan numaralarını ister Ankara'da, ister İstanbul'da isterse Hakkâri'de kullanabilecek. Bu uygulama ile ömür boyu kişiye veya kuruma özel numaraları kullanabilecek.

Hat bağlanması ve görüşme ücretleri, normal numaralarla aynı olacak.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Numaralandırma Yönetmeliği'yle Türk Telekom dışındaki sabit telefon işletmecilerine yeni alan kodları verilirken, bir tane de Türkiye'nin her yerinde kullanılacak göçebe alan kodu verildi.

0850 olarak belirlenen alan kodu ile vatandaşlar isterse, adres değişikliklerinde ev telefon numarasını değiştirmek zorunda kalmayacak. Böylece vatandaşlar, cep telefonlarında olduğu gibi kendileri istemediği sürece , ömür boyu tek bir ev telefonu numarası kullanabilecek.

--
İlan Grubu

03 Ağustos 2009

Samsung’tan Yeni Ürünler ve Yenlikler

Samsung’un yeni F3 HDD serisi

Yeni seri, önceki modellere göre %30 performans artışı gösteriyor.
Samsung yeni F3 sabit disk serisini tanıttı. Seri, başarılı F1 kreasyonunun devamı olacak, dolayısıyla kullanılan disklerde dokuz hafıza tabakası mevcut. Başlangıç olarak 500 GB ve 1 TB modelleri sunulacak.

Samsung, Seagate’ten sonra 7200’lük sabit disklerinde 500 GB kapasiteli disk kullanan ikinci şirket. Böylece yeni Samsung Spinpoint F3 HD502HJ’de 7.200 U/dk hızında tek bir disk bulunacak. HD502HJ serisi sadece 16 MB ön bellekle donatılmışken 1 TB modeli HD103SJ 32 MB ön bellekle geliyor. Son modelin içinde sadece iki disk dönüyor. Her iki model de NCQ ve SATA II arayüzüne sahip. Erişim süresi Samsung’a göre 8,9 ms; yeni modellerin performansı seleflerine göre yüzde 30 daha yüksek. Ürünler 3 yıl garantiye sahip.

HD502HJ 45 avro, HD103SJ de 69 avro fiyat etiketiyle satışa sunulacak. Cihazlar henüz piyasaya çıkmadıysa da HD103SJ’nin ağustosta raflarda olması bekleniyor.

Samsung'dan bir e-kitap okuyucu
Samsung'dan bir e-kitap okuyucu

Samsung, "Papyrus" olarak da bilinen ilk e-kitap okuyucusu SNE-50K'yı önce Güney Kore'de, sonra da dünyanın geri kalanında piyasaya sürecek.

Samsung, memleketinde yeni bir e-kitap okuyucu piyasaya çıkaracağını duyurdu.

SNE-50K adını taşıyan okuyucu, 5 inçlik, 600 x 800 çözünürlüklü dokunmatik ekrana ve 512 MB hafızaya sahip, 9 mm. kalınlığında ve 269 gram ağırlığında. Tıpkı Papyrus gibi internete bağlanmasını sağlayacak hiçbir özelliği de bulunmuyor. DÜZELTME: SNE-50K, Papyrus'ün ta kendisi. Ama evet, internet bağlantısı yok. Kart yuvası da.

Güney Kore'de piyasaya çıkmış bulunan SNE-50K, ocak ayında düzenlenecek olan bir teknoloji fuarında da batıya tanıtılacak. Yani, satışı en erken seneye başlıyor.

Cihaz ekran kalemiyle kullanılabiliyor, el yazısı tanıyor ve PDF ile Microsoft Office dosyalarını görüntüleyebiliyor. Fiyatı ise 339 bin Kore wonu (500 TL).

Samsung SyncMaster 2233SN
Film ve oyunlarda HD kalitesi yaşamak isterseniz monitör seçimi büyük önem taşıyor. Geniş ekranı ve görüntü kalitesiyle dikkat çeken Samsung 2233SN’yi inceledik.
LCD monitörler artık bir standart halini aldılar. Ancak birçok aşamadan geçtikten sonra, LCD’lerin ideale yaklaştığını söyleyebiliriz. Başlangıçta CRT (tüplü) monitörlerin taşıdığı 4:3 görüntü oranından sıyrıldılar. Önce 16:10 oranlı monitörleri gördük, şimdi ise 16:9 oranı yakalandı. Ancak bu oran enteresan ekran boyutlarıyla da tanışmamızı sağladı. Samsung’un 2233SN modelini buna örnek gösterebiliriz.



Ekran büyüklüğü 21,5 inç olan ürün Full HD çözünürlüğe ulaşabiliyor. Bu da 1920 x 1080 piksel anlamına geliyor. Bu çözünürlükte masaüstü kullanımı oldukça rahat, ekrana çok sayıda pencere sığdırarak ofis ve İnternet kullanımını kolaylaştırıyor.

Piyasada aynı görüntü alanına sahip monitörlerin tümü 1920 x 1080 çözünürlüğe erişebiliyor. Üstelik monitörün parlaklık değeri (300 cd/m²) de monitörlerin büyük bölümünde değişmiyor. Bu noktada Samsung’un teknolojilerinden biraz bahsetmek gerekiyor. 1000:1 oranındaki kontrast değerini bu tip ürünler ve LCD TV’lerde görmeye alıştığımız
dinamik kontrast ile besliyor.

Dinamik kontrast cihazın içerisinde fotoğraf makineleri gibi bir görüntü işleyici yonga bulunduğu anlamına geliyor. Bu yonga görüntüleri anında işleyerek karşıtlığı (kontrast) artırıyor. Samsung SyncMaster 2233SN’nin dinamik kontrast değeri ise 50.000:1. Bu değer oldukça
yüksek, ancak kolay aldanmayalım. Bu değer, labaratuvar şartlarında ölçülen azami değeri gösteriyor. Bunun LCD TV’lerdeki kadar yüksek olması, kontrast açısından sıkıntı yaşamayacağımızı gösteriyor dememiz yeterli.



Buna ek olarak, MagicBright 3 teknolojisi de seçeceğiniz görüntü moduna göre parlaklık ve kontrast değerlerinin otomatik ayarlanmasını sağlıyor. Dinamik Kontrast dışında, Kişisel, Metin, İnternet, Oyun, Spor ve Film seçenekleri bulunuyor. Kişisel ile tüm ayarları siz yapabiliyorsunuz, diğerlerinde ise hazır ayarlardan faydalanmanız söz konusu. Tüm bu ayarları yandaki tuşlarla yapabiliyorsunuz. Ayrıca menünün Türkçe olduğunu da söylemeliyiz.

Üründe Magic Color adlı bir menü de mevcut. Slayt gösterisi izlerken ya da masaüstünde farklı bir ton arayışındaysanız, renk, kontrast ve parlaklık kombinasyonları sunan birkaç seçenek bulunuyor. Tam ya da Akıllı seçeneklerini seçmeden Demo moduna geçebilmeniz güzel olmuş.

Oyuncuların merak ettiği tepki süresini de açıklamayı geciktirmeyelim. Ürünün tepki süresi 5 ms. Bu değer de yazıktır ölçeklenemiyor. Bunun için cihazda birkaç farklı oyun oynamak yeterli. Bu monitörü test sistemimizde kullandığımızdan hem oyun oynarken, hem de test yaparken cihazın performansına şahit oluyoruz. Far Cry 2, Crysis WarHead ve Devil May Cry 4 oyunlarıyla yaptığımız test ve denemelerde bizden geçer not aldığını söyleyelim.



Görüntü açısı yatayda 170, dikeyde ise 160 derece. Bu değerler biraz düşük. Ancak bilgisayar başındaki kullanıcılar için sorun değil. Koca salonun ortasına 21,5 inç büyüklükte bir monitör koymayacağınıza göre (öyle yapacaksanız daha büyük bir ekran tavsiyemizdir) sorun yaratmayacaktır.

Techno-Labs’in yorumu
Görüntü kalitesi açısından oldukça başarılı bulduğumuz ürünle ilgili sıkıntı yaşadığımız tek nokta üzerindeki görüntü çıkışının yalnızca D-SUB olması oldu. Analog bağlantı Full HD çözünürlüğü taşımak için yeterli olsa da DVI bağlantısı bulunmasını tercih ederiz. Görüntü açısını ayarlamanın otomatik olarak monitör tarafından gerçekleştirilmesi hoşumuza gitti. Bunun dışında video ve oyun denemelerimizi başarıyla geçen cihaz, 300 liralık fiyatıyla da Full HD terfisi yapmak isteyenlere hesaplı bir seçenek sunuyor.

Toplam puan: 4 / 5
Bilgi için: www.samsung.com.tr

Artı
Yüksek çözünürlük
Kaliteli görüntü sunuyor
Türkçe menüsü var

Eksi
Dijital bağlantısı bulunmuyor

Samsung'dan yeni tasarımlı cep:C3053 Bliss
Samsung, cep telefonlarında tasarıma öncelik verenlere Samsung C3053 Bliss'i tanıttı.
Samsung Electronics'in geçtiğimiz günlerde tanıttığı Samsung C3053 Bliss net çizgileri ve minimalist tasarımı ile göz alıyor. Samsung C3053 Bliss'in görünenden daha fazlasını sağlayan ince tasarımı stil sahibi kullanıcılara ayrı bir zarafet katıyor. İnce formu ile cebinize ya da elinize kolayca uyum sağlayan bir ergonomi sunan Samsung C3053 Bliss modern görünümün yanısıra, kayar kapaklı tasarımı ile fonksiyonel rahatlığı da beraberinde getiriyor. 2 inç genişliğinde bir LCD ekrana sahip olan Samsung C3053 Bliss ile görsel içeriğe ulaşım ayrı bir keyif olurken, kullanımı kolay ara yüzü ile telefon içeriğini görüntülemek de çok kolaylaşıyor.
Samsung'dan yeni tasarımlı cep:C3053 Bliss

Müzik Ziyafeti
En beğendiğiniz şarkıcıları, albümleri ve şarkıları bir araya getiren kişisel müzik kutunuz Samsung C3053 Bliss, size dilediğiniz zaman müzik dinleme keyfini sunuyor. Favori şarkılarınızın tümünü microSD kartta saklayabilir ve o andaki modunuza uygun bir müzik deneyimi yaşayabilirsiniz. Arka planda müzik çalma özelliği ile, telefondaki diğer uygulamaları çalıştırırken bile kesintisiz müzik keyfi yaşarsınız. En yeni şarkıları dinlemek için FM radyoyu açabilir, ya da en son haberleri ve güncel gelişmeleri öğrenebilirsiniz.

Büyük resme bakın ve telefonunuzla yakalayın
Samsung C3053 Bliss'de bulunan VGA kamera ile en değerli anlarınızı ve anılarınızı gerçekleştikleri anda ölümsüzleştirebilirsiniz. Samsung C3053 Bliss ile etkileyici fotoğraflar çekebilir, panoramik görüntüleme ile çektiğiniz fotoğrafları birleştirerek görkemli eserler yaratabilirsiniz.

Samsung C3053 Bliss siyah, pembe, turuncu ve mor renk seçenekleri ile KDV dahil 196 TL olarak Türkiye'de satışta. Ayrıntılar ve satın alma bilgileri için buraya tıklayabiilrsiniz.

27 Temmuz 2009

3G Çalışma Hayatını Nasıl Etkileyecek

30 Temmuz Perşembe günü başlayacak 3G teknolojisi kurumların iş yapma biçimlerini değiştirecek.

Uzun süredir kamuoyunun ve telekomünikasyon sektörü gündeminin ilk sıralarında yer alan ve 30 Temmuz Perşembe günü başlayacak 3G teknolojisi, GSM hatları üzerinden pek çok farklı uygulama kullanılmasına olanak verirken, kurumsal bazda da önemli yenilikler getiriyor.

3G teknolojisiyle, şirketlerin iş yapış biçimlerinde değişiklikler yaşanacak. Daha geniş bant genişliği gerektiren uygulamaların mobil cihazlarla kullanılabilmesiyle, kurumların saha ekiplerinin daha ''etkin'' iletişim sürecine sahip olması ve firmaların iş süreçlerinin hızlanması, etkinliklerinin artması bekleniyor.

ZyXEL Türkiye Genel Müdürü Vefa Tarhan, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, 3G'nin, özellikle kurumsal çözümlerde zaman ve maliyet açısından önemli fayda sağladığına işaret ederek, 3G ile kablolu bağlantının olmadığı yerlerde yüksek hızlı internet iletişiminin olanaklı hale geleceğini, bunun, hareket halindeki taşıt veya şehir dışı inşaat sahalarında internet ve veri iletişimini kolaylaştıracağını belirtti.

Tarhan, özellikle uzak noktalardan görüntü taşımanın, bu bilgileri depolamanın, paylaşmanın mümkün olacağını ve sürekli online görüntülü iletişim sağlanacağını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

''Örneğin, sunulan eğitim videoları mobil cihazlarla izlenebilecek, yüksek bant genişliği gerektiren uygulamalar mobil olarak kullanılabilir hale gelecek. Ambulanstan hastanın ön analizleri, görüntüleri, tomografileri hasta, hastaneye ulaşmadan gönderilebilecek ve hastane gerekli ön hazırlığı yapmış olabilecek. Bir anlamda 3G ile kurumsal alanda iş yapma biçimlerinin çerçevesi yeniden çizilecek. 3G teknolojisi pratik kullanım avantajı nedeniyle iş hayatında hem zaman hem de maliyet kazanımları sağlayacağı için birçok kurum tarafından tercih edilecektir.''

3G'yle birlikte, ofisten yapılabilen işlerin evden, seyahat ederken, tatildeyken de yapılabilir hale geleceğini anlatan Tarhan, bu teknolojinin, ''home office'' kavramı ve mobil ofislerin yaygınlaşmasına öncülük edeceğini söyledi.

Vefa Tarhan, 3G'nin, ADSL'de olduğu gibi BT pazarına hareket getireceğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

''ADSL nasıl interneti anlamlı kıldı ve bu sayede PC ve çevre birimleri satışlarını çok büyük ölçüde artırdıysa, 3G de oluşturacağı mobilite ile video, ses ve kablodan bağımsız kapsama alanıyla bilişim pazarını genişletecektir. Bunu yalnızca bireysel gelişmiş cep telefonları anlamında düşünmemek gerekir. Kurumlar, 3G destekleyen çözümleri hızlı bir şekilde ve yoğun olarak bünyelerine adapte edecek. Sektörlerdeki rekabet bunu zorunlu kılacak. Diğer yandan, mobil geniş bant uygulamaları üzerinden yazılım geliştiren firmaların sayısı artacak, bu da yeni bir istihdam sahası oluşturacak.'

''PERAKENDE ÖZELİNDE ÖNEMLİ FAYDA SAĞLAYACAK''

Inveon Yönetici Ortağı Yomi Kastro da, 3G teknolojisinin altyapısal anlamda getirdiği 2 değişikliği, ''yüksek hızda ve büyük miktarda kablosuz veri transferine olanak sağlanması'' ve ''standart GSM teknolojisine göre daha detaylı lokasyon belirleyebilme kabiliyeti'' olarak sıraladı.

Kastro, bu değişikliklerle birlikte sunulabilecek servisler arasında en fazla gündeme gelenlerin, mobil video konferans, görüntülü konuşma, mobil video izleme, lokasyon bazlı pazarlama servisleri olduğunu kaydetti.

Özellikle lokasyon bazlı pazarlama servislerinin, perakende sektörü özelinde önemli fayda sağlayacağı görüşünü dile getiren Kastro, ''Bulunduğunuz noktanın daha isabetli algılanmasıyla, o sokağa ya da o AVM'ye özgü, doğrudan promosyon aktiviteleri yakın zamanda tanık olacağımız sonuçlardan biri olacaktır'' dedi.

Kastro, mobil iş uygulamalarında Pocket PC veya Smartphone (akıllı telefon) cihazları üzerinde çalışan satış takibi ve yönetimi uygulamalarının artığını, şirketlerin kurumsal yazılım sistemlerinin uzantısı olarak, bu sistemlerle etkileşimli çalışabilecek, yöneticileri odağına alan mobil iş uygulamalarının yaygınlaştığını anlattı.

Artık birçok web tabanlı uygulamanın, mobil uzantısı olduğuna işaret eden Kastro, geniş saha ekibi olan ilaç ve hızlı tüketim ürünleri sektörleri ile operasyonel gereklilik sebebiyle lojistik sektörü için mobil çözümlerin rekabet avantajı sağladığını, ofis dışında geçirilen ''iş zamanı''nın artmasıyla, her sektörde mobil teknolojilerin üstünlük sağlayacağını belirtti.

Kastro, ''Bu anlamda 3G, kurumların iş yapma biçimlerinde önemli değişiklik ve yeniliklere yol açacak. Özellikle web tabanlı olarak başarı gösteren kurumsal servislerin tamamının çok hızlı bir şekilde mobil platforma taşınacağını öngörüyoruz. Ardından mobile özgü olarak, lokasyon belirleme, sürekli online olma, mekan bağımsızlığı avantajlarını çok iyi kullanan kurumsal mobil servislerin olgunlaşması kaçınılmaz. Bunlara bağlı olarak mobil reklamcılığın da yeni sistem düzeniyle yükselişe geçeceğini söyleyebiliriz'' diye konuştu.

3G ile gelen hızlı internetin, mobil iş uygulamaları kullanımında yalnızca birkaç ay içinde yüzde 100'ün üzerinde artışa yol açacağına dikkati çeken Kastro, şöyle devam etti:

''Eskiden mobil internet bağlantısı yavaşlığı ve problemleri sebebiyle, mobil iş uygulamaları genellikle 'disconnected', bir diğer ifadeyle 'bağlantısız' olarak çalışırdı. Günün sonunda verilerini senkronize ederdi. Ama önce EDGE altyapısı ve kapsama alanının genişlemesi, şimdi de 3G'nin gelmesiyle birlikte mobil uygulamaların 'always-connected', yani 'her zaman bağlı' yönündeki mimarilerle geliştirildiğini söyleyebiliriz. Hatta çeşitli mobil uygulamaların cihaz üzerinde çalışan bir yazılım yerine, internetle erişilen bir web uygulamasına dönüştüğünü söylemek de mümkün. Bu da birçok işlemi eskisine göre çok daha gerçek zamanlı yapmaya izin veriyor.''

''İŞ HAYATI, MOBİL UYGULAMALARLA HIZ KAZANIYOR''

Bircom Üst Yöneticisi (CEO) Burçin Bircanoğlu ise 3G teknolojisiyle birlikte GSM şebekelerinden daha yoğun ve katma değerli olarak yararlanılabileceğini vurgularken, 3G'nin kurumlara alternatif erişim çözümleri sunacağını söyledi.

Günümüzde yedekleme amaçlı kullanılmakta olan GPRS/EDGE erişim çözümlerinin yerine, 3G ile karasal erişim hızlarına alternatif olabilecek, karasal erişimin yerini alabilecek hızlarda erişim olanakları sunulduğunu kaydeden Bircanoğlu, ''İletişimde belirli kalite eşiğinin altı kabul görmüyor. İnsanlar konuşurken kesintilere, parazitlere tahammül edemiyor, veri iletişiminde sorun yaşamak istemiyor. 3G bu anlamda önemli değişiklikleri beraberinde getiriyor'' diye konuştu.

Bircanoğlu, 3G sayesinde yüksek bant genişliği gerektiren mobil uygulamaların cep telefonu ve mobil cihazlardan kullanabileceğini vurgulayarak, mobil ofis uygulamasıyla uzaktan çalışma olanağının arttığını, bunun da, iş dünyasının yeniden şekillenmesine yol açarken, mobil cihaz ve servislerin ofislere bağımlılığı azalttığını anlattı.

Mobil uygulamalar sayesinde iş hayatının hız kazandığını belirten Bircanoğlu, ''Bu hız şirketlere yüksek dinamizm katıyor. İşleri gerçekleştirmede en değerli kaynağın yani zamanın değerini ön plana çıkarıyor. Mobil cihazlar sayesinde fuar, yurt dışı seyahati gibi mecburen ofisten uzakta geçirilen zamanlarda ofis imkanlarına hız ve bant genişliği sınırlaması olmaksızın erişebiliyor olmak çok büyük bir kolaylık sağlıyor'' dedi.

Etiketler: 3g teknoloji, 3g, teknoloji, gsm, hat,gprs,edge,

15 Temmuz 2009

Turkcell 3G fiyatlarını açıkladı

Yeni nesil cep telefonu teknolojisi 3G ay sonunda kullanılmaya başlanıyor. Cep telefonu operatörü Turkcell, hayata geçmesine 15 gün kala 3G fiyatlarını açıkladı.


Turkcell’in mevcut tarifeleri göz önünde bulundurulduğunda görüntülü konuşma beklenenden daha da ucuz olacak. Örneğin halen Turkcell’in Limon adı verilen konuşma paketini kullanan bir abone, 3G’ye geçiş yaptığında ayda 79 lira ödeyerek her yöne 1000 dakika ya da şebeke içi aramalarda 5 bin dakika görüntülü konuşma imkanına kavuşacak.

Turkcell’in en çok kullanılan Alo 120 paketiyle 3G’ye yatay geçiş yapan bir kullanıcı ise görüntülü konuşmayı dakikası 10.6 kuruştan yapacak.

Aboneler isterlerse aynı tarife üzerinden hiç görüntülü konuşma yapmaksızın günlük iletişimlerini sağlayabilecek.

Ek ücret alınmayacak

Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, Turkcell’in 3G’de görüntülü görüşmeyi sesli görüşme ile aynı fiyattan sunacağını, böylelikle Turkcell müşterilerinin en ileri mobil iletişim teknolojisinden aynı fiyatla yararlanacağını açıkladı. Sadece SMS mesajı atarak 3G’ye ücretsiz ve kolayca geçecek olan Turkcell müşterileri, şu an kullandıkları uygun fiyatlı tarifeleriyle hiçbir ek ücret ödemeden görüntülü görüşme de yapacak.

Turkcell’in hazır kartta en çok ilgi gören Süper Tarife’de 5 dakika sadece 1 kontör. 250 kontör yükleyen 5 dakikası 1 kontöre konuşurken, 150 kontör yükleyen 5 dakikası 2 kontöre konuşuyor. ‘Süper Tarife’ 3G döneminde hiçbir ek ücret ödemeden kullanıcısını görüntülü konuşturacak.

Turkcell’in tüm öğrenciler ve 25 yaş altı gençler için olan BizBize Kampus tarifesindeki tüm öğrenciler kendi aralarında 15 dakikası sadece 2 kontöre konuşurken, görüntüye ek ücret ödemeyecek.

Turkcell’in faturalı hatlarındaki tarifelerinden Alo 120 paketi alanlara, 120 dakika daha Turkcell’den hediye. Böylece tüm vergiler dahil 25.5 TL karşılığında 240 dakika tüm Turkcell ve sabit hatlarla görüşebiliyorsunuz. Paketin tamamını kullanıp dakikası 10.6 kuruşa konuşabiliyorsunuz. Bu pakette olanlar hiçbir ek ücret ödemeden dakikası 10.6 kuruşa görüntülü konuşabilecek.

Limon kampanyasıyla sınırsız

Turkcell’in en fazla ilgi gören kampanyalarından Limon ile tüm vergiler dahil ayda 79 liraya Turkcell’lilerle dilediğiniz kadar, diğer yönlerle de şimdi 1000 dakika konuşuluyor. 26 Haziran’da başlayıp 1 Ocak 2010’a kadar devam edecek kampanyaya kayıt olan faturalı aboneler, ay boyunca tüm Turkcell’lilerle 5 bin dakika ayrıca yurt içi her yöne kullanabilecekleri bin dakika ile dilediklerince görüşme yapabileceklerdir.

13 Temmuz 2009

Müthiş İcat Artık Askeri Arkadan Vuramayacaklar

Bilim adamları, ışığa çok duyarlı fiber optik kablolardan oluşturulan özel bir kumaş ile lenssiz kamera yaptı.

Ürün ticari olarak piyasa sürüldüğünde, örneğin askerler, savaş sırasında arkalarından gelebilecek tehlikeyi özel bir vizör ile görebilecek.

Massachusetts Institute of Technology'de görevli bilim adamlarının geliştirdiği ışığa duyarlı fiber optik kumaş, çevredeki yansımaları merkez bilgisayara ileterek görüntü haline gelmesine imkan tanıyor. Bu görüntüler, takılacak özel bir vizörden de izlenebiliyor.
NASIL ÇALIŞIYOR?
Bilim adamları test çalışmasında, ışık kaynağı ile fiber kumaş arasına, "Gülen Surat - :)" resmi yerleştirdiler ve bu özel kumaşı, elektriği yükselten bir amplifikatöre ve bilgisayara bağladılar. Fiber kumaş, ışık yoğunluğunu algılayarak bunu elektrik sinyallerine çevirdi. Bu sinyalleri alan bilgisayar özel bir algoritma ile siyah beyaz görüntü oluşturdu.

İlk aşamada olan çalışma, teknolojinin imkanları ile geliştirilerek çok çeşitli uygulamalar için kullanılabilecek.

Proje, ABD Askeri Araştırma Ofisi, Ulusal Bilim Vakfı ve Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından destekleniyor. AA

11 Temmuz 2009

İşte kansere çare olacak cihaz

Harvard Tıp Okulu ve Çocuk Hastanesi'nden Don Ingber, kandaki hastalığa neden olan patojenleri çekip koparan manyetik bir makine geliştirdi.

Don Ingber'in manyetik makinesi, hayat kurtarabilir. Cihaz mikropları kendine çekiyor ve onları kandan dışarı sürüklüyor. Cihaz her yıl yaygın enfeksiyondan ölen özellikle çocuk ve yaşlıların oluşturduğu 210 bin kişinin hayatını kurtarabilir. Bakteri ya da mantarlar kana saldırdığında, organlarda kusura yol açabilen yaygın enfeksiyon ortaya çıkıyor. Cihaz, antibiyotiklerden daha hızlı etki ediyor.

Laboratuar testlerinde, Ingber'in ekibi, cihazın birkaç saat içinde saldırganların yüzde 80'ini ortadan kaldırdığını açıkladı.

Yöntemin canlılar üzerinde nasıl çalışacağından emin olmak ve cihazın sağlıklı hücrelere zarar verip vermeyeceğini görmek için hayvanlar üzerinde testlere başlayacak olan Ingber, ileride yöntemi, kandan kanserli hücreleri çıkarmak ya da kök hücreleri toplamak için geliştirecek.

22 Mayıs 2009

Hidrojenle çalışan otomobiller yollarda

Artık petrole olan bağımlılık azalacak, çünkü hidrojenle çalışan otomobiller yollara çıktı. Petrolden sonra otomobiller için en önemli yakıt alternatiflerinden biri olan 'temiz ve yenilenebilir enerji' hidrojen, küresel ısınmanın her geçen gün daha da tehlikeli boyutlara ulaştığı dünyada önemli bir seçenek haline geldi.

Global krizin en çok etkilediği firmalardan olan Amerikalı Otomotiv Devi General Motors, 'Project Driveway' projesi bünyesinde hidrojenle çalışan 100'den fazla Chevrolet Equinoxes model arabayı müşterilerine teslim etti.

"Project Driveway", alanında dünyanın en büyük testi olarak nitelendiriliyor. Hidrojenle çalışan otomobilleri müşterilere teslim eden firma, kullanıcılardan gelen tepkileri ölçerek pazara girip girmeyeceğine karar verecek.

Chevrolet Equinoxes modelinde olduğu gibi egzost borusundan zararsız buhar çıkan pek çok otomobil, gelecekte üretilecek daha verimli araçlar için bir kilometre taşı niteliğinde.

Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi, ilanlarınızı veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Reklammatik'le Reklam İzle sen de kazan!

Hostinginizi Alın Bir Villa Sahibi Olun

İzleyen Kazanıyor

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
Hz.Muhammed_Tolstoy_Gizlenen_Kitap İNDİRR


21 Mayıs 2009

Havayla çalışan pil

İngiliz bilimciler dünyanın ilk hava ile çalışan pilini geliştirdi. Üstelik bu pilin depolama kapasitesi günümüzde kullanılan pillerin on katı.

Uzmanları, devrim niteliğindeki 'STAIR' (St Andrews Air) pilinin, yeni nesil elektrikli arabaların, dizüstü bilgisayarların ve cep telefonlarının yolunu açacağını söylüyor. Yeni pil, gözenekli bir bölgemeden ortamdaki havadan oksijeni soluyor. Bu oksijen, pilin içindeki geçirgen bir karbon bileşen işe reaksiyona giriyor. Bu da, pilin bir yandan boşalırken diğer yandan sürekli olarak şarj olmasını sağlıyor.

Geleneksel kimyasal bileşen lityum kobalt oksidin yerine havadan alınan geçirgen karbon ve oksijeni koyan yeni pil, aynı zamanda günümüzde kullanılan pillerden çok daha hafif.

Oluşan hava döngüsü pilin kullanıldığı sırada yeniden şarj olmasını sağlarken, yeni pilin aynı boyuttaki diğer pillerden daha büyük depolama kapasitesi ver ve 10 kat daha uzun süre enerji veriyor.
St Andrews Üniversitesi'nden kimya profesörü Peter Bruce, "Çok daha küçük ve daha hafif olması büyük bir avantaj. Böylece taşınabilir mekanizmalarda daha rahatlıkla uygulanabilir. Bu pil ağırlığı olabildiğince azaltmayı tasarlayarak elektrikli araba geliştirmek isteyenler için de çok kullanışlı. Depolama özelliği de yeşil enerjinin gelişimi açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi, ilanlarınızı veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Reklammatik'le Reklam İzle sen de kazan!

Hostinginizi Alın Bir Villa Sahibi Olun

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!

Hz.Muhammed_Tolstoy_Gizlenen_Kitap İNDİRR



18 Mayıs 2009

Türkçe kısa mesaj ucuzluyor

Cep telefonlarında 1 Temmuz'dan itibaren Türkçe karakter zorunluluğu getirildi. Artık mesajlar tek parti halinde gönderilecek

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), cep telefonlarında 1 Temmuz’dan itibaren Türkçe karakter zorunluluğu getirdi. Bu özelliği taşımayan telefonlar toplatılacak.

BTK’nın Kısa Mesaj Hizmetlerinde Türkçe Karakter Kullanımına Dair Yönetmelik’i Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre; piyasaya arz edilen kısa mesaj hizmetini haiz cihazlar, Türkçe karakterlerin tamamını ihtiva eden ETSI TS 123.038 V8.0.0 ve ETSI TS 123.040 V8.1.0 teknik özelliklerine veya bu teknik özelliklerin sonraki sürümlerine uygun olacak.


Yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olmayan cihazların piyasaya arzına izin verilmeyecek. Kurum tarafından yapılan veya yaptırılan denetimlerde bu Yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olmayan cihazların varlığının tespiti halinde, cihazların piyasaya arzı durdurulacak, cihazlar sırasıyla imalatçısı, üreticisi, yetkili temsilcisi veya dağıtıcısı tarafından toplanacak veya toplattırılacak.


İşletmeciler, kısa mesaj altyapılarında, ETSI TS 123.038 V8.0.0 ve ETSI TS 123.040 V8.1.0 teknik özelliklerini veya bu teknik özelliklerin sonraki sürümlerini haiz olmayan cihazlar ile unicode sistemi kullanılarak kodlanan, Türkçe karakterleri içeren ve 160 karaktere kadar olan kısa mesajı, tek bir mesaj olarak kabul edecek ve ücretlendirecek.


Türkçe karakter bilgisini de içeren, cihazların tanıtma ve kullanma kılavuzlarında bulunması gereken açıklayıcı bilgiler, 1 Temmuz 2010 tarihine kadar cihaz ambalajı içine konulacak bilgilendirme sayfasında yer alabilecek.
Yönetmelik 1 Temmuz 2009 tarihinde yürürlüğe girecek.

23 Nisan 2009

Din ve teknoloji

Hindistan'ın Kanpur kentinde yapılan İslami bir panelde cep telefonu kullanımı konusunda fetva verilmiş!

Teknoloji öyle hızla giriyor ki yaşamımıza, din, yasalar, yaşam biçimleri, kurallar, kısacası her şey yeniden biçimlenmeye ve yeni süreçler oluşmaya başlıyor!

-Cep telefonlarındaki sure ve ayetler, sadece dinleme amaçlı kullanılabilir.
-Bu sure ve ayetlerin cep telefonu melodisi olarak kullanılması, İslama aykırıdır.
-Çalan telefon açıldığında, melodi haline getirilen sure ve ayetler yarım kalmakta, kişi günaha girmektedir.
-Telefon, eğer tuvaletteyken çalarsa bu da günahtır.

Yaşamımızı etkileyen cep telefonu kullanımına bir göz atalım. Örneğin, araba kullanırken cep telefonu kullanmak yasak, gerçekten mantıklı da, ama dinlemeyen öyle çok ki!

Yürürken cep telefonu kullanıp ağaca çarpanlar da olmadı değil!

Artık, araba kullanmak kadınlar için de neredeyse vazgeçilmez olmak üzere. Ancak, Suudi Arabistan'da kadınların araba kullanması yasak!

Teknoloji ve din, ikisi de insan yaşamının bir parçası!

22 Nisan 2009

NanoTeknoloji Nedir? Nerelerde Kullanılır?

Nano Teknoloji

Yıllar önce bir odayı tek başlarına dolduran bilgisayarlar, önce masa üstlerimize, ardından dizüstlerine, şimdilerde de cebimize girecek şekilde iyice küçüldüler. Mikron boyutlarında hayatımıza giren gelişmelerse sadece bilgi işlemle sınırlı kalmıyor. Tarımdan tıbba, mikro mekanikten yongalara dek hemen her alanda nano teknolojinin günlük hayatımıza neler katacağını araştırdık.

Hemen her gün mikron boyutlarında yaşanan gelişmeler sadece masaüstü ya da diz üstü sistemler için geçerli olmaktan çıktı. Bilgi işlemci arenasındaki yarışta hayati önem taşıyan nano teknoloji, artık hayatımızın her noktasında kendini gösteriyor.Tarım, biyoloji, mekanik, elektronik, tıp ve kimya alanlarında uygulanan yeni yöntemlerde de, nano teknolojinin nimetlerinden faydalanılıyor.Bu sayede geliştirilen yeni ürün, hizmet ve yöntemler, günlük hayatımıza girmeye hazırlanıyor.Geçmişine baktığımızda ‘taze’ olarak nitelendirebileceğimiz nano teknoloji üzerine yapılan çalışmalara artarken, ciddi firma ve akademik kurumların bu alana yaptığı yatırımlar milyar dolarlara ulaşmış durumda. Hal böyleyken nano teknolojinin getirilerinin somut örneklere dönüşmesi ise çok şaşırtıcı değil. Şimdi, bilim kurgudan gerçeğe dönüşen yeniliklerin hayatımıza neler getirdiğine göz atalım…

Her geçen gün hızla ilerleyen teknolojinin sokaktaki insana yaşayan yüzü öncelikle cihaz boyutlarında yaşanan hızlı küçülme. Hepimizin bildiği gibi ilk bilgisayar bir oda kadar büyüktü ve yaptıkları işlemi ve hızlarını bugünkü modellerle kıyaslamak bile şu an için çok anlamsız bir davranış olarak değerlendirilebilir. Günümüzde çok güçlü bir bilgisayarın bir saat büyüklüğünde olabileceğini ve günlerce şarj edilmeden çalışabileceğini duyduğumuzda ‘neden olmasın’ diyebiliyoruz.Bundan 15 yıl önce ise 10MHz hızındaki işlemciler kullanıyorduk. Bugünse 2GHz ‘lik bir işlemci için ise ‘idare eder’ dediğimiz bile oluyor. 15 yıl sonraysa ‘Vay be,o zamanlar 2GHz ‘lik işlemciler kullanırdık’ diyerek kendi kendimize güleceğiz.

Değişim sınırlarına artık daha yakınız
Bir oda büyüklüğündeki bir bilgisayarın cebimize sığacak boyutlara getirilmesi elbette zor.Ama bu aşamadan sonra işlerin daha da zorlaştığı kesin.Çünkü bileşenlerdeki küçültme devam ettiği sürece farklı teknolojilerin kullanılması gerekiyor.Bir üretim teknolojisinin sınır noktasına ulaşıldığında daha başarılı yeni bir teknolojinin hazır olması gerekiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi her yeni teknoloji yeni bir yatırım ve öğrenme - alışma süreci gerektiriyor.
Büyük gelişim,ne çok basit bir noktadan; elektrik akımının var ve yok olmasından (0 ve 1) başlamış olan bilgisayarlarda, birçok ince ayağı bulunan devre elemanları yani yongalar kullanılıyor. Silikondan üretilen yongaların içine ancak mikroskopla incelenebilecek kadar küçük olan birçok transistorlar birkaç mm² ‘lik alana sığdırılmak zorundadır. Bugün bilgisayarlarımızda kullandığımız bir yongayı eski tip transistorlarla baskılı devre (PCB)

üzerine dizmek istersel bir ev veya bina büyüklüğünde bir PC sahibi olmamız normaldir. Tabii böyle dev bir bilgisayarın PCB üzerindeki düzgün sinyal trafiğini ve yeterli elektrik akımını sağlaması gerçek bir başarı olacaktır. Kısaca eski teknolojiyle şu anki PC‘lerimizin geldiği seviyeyi yakalamak mümkün değil.

Karşılaşılan sorunlar

Daha hızlı yongaların oluşturulmasında yaşanan en büyük engel devre elemanlarının üzerinde bulunan akıma olan direnci ve bunu oluşturduğu yüksek ısı.Mikron düzeyinde bir araya getirilmiş milyonlarca transistor öngörülen ısının üzerine çıkarak hatalara veya yonganın zarar görmesine neden olabiliyor.
‘Electromgration’ adı verilen bu olayın yonganın zarar görmesine neden oluyor. ‘Electromigration’ metal atomlarının ince tabakalara bölünmüş yonganın yapısında yer değiştirmesiyle meydana geliyor. Böyle bir durumla karşılaşmak istemiyorsanız overclock (hızaşırtma) yapmaktan kaçınmalısınız.Diğer bir sorunsa giderek gelişen yonga oluşturma teknolojilerinin yongalarda daha küçük devre elemanlarının bulunabilmesini sağlaması. Fakat bu küçülmenin bir sınır var. Yeni teknolojiler bu sınırı giderek zorlasa da bu minik transistor ler birkaç tane molekülden oluşan bir hale gelince transistor görevini gerçekleştiremeyecek.
Yonga oluşturmada kullanılan yeni teknolojiler ve materyaller her yıl ‘en fazla şu kadar küçülebilirler’ tahmininde değişikliğe neden oluyor. Şu an geleceğin silikon yongaları filanca mikron teknolojisiyle üretilir denirse bile bu açıklama çok geçmeden değiştirilmek zorunda. Fakat yonga üreticisi firmaların mevcut teknolojilerini hesaba katarak yaptıkları üretim planları gelecek vaat ediyor.Büyük yonga üreticisi firmalar mevcut yonga basım tekniklerinin sınırlarını iyi bildiklerinden yonga oluşturma teknolojileri üzerinde çalışıyorlar. Bu teknolojiler ne kadar ileriyse o kadar çok transistoru yonga paketine sığdırabilmek mümkün oluyor. Ayrıca bu yongalar daha az güç harcıyor ve daha az ısınıyor. Doğal olarak bu özellikteki yongaları yüksek frekansta çalıştırarak işlem performansını da artırıyorsunuz. Ayrıca yongaların tasarımı, işlemcilerin ısı üretme ve yüksek saat hızlarında tutarlı çalışabilmelerini etkiliyor. Yonga üretiminde kullanılan yöntem aynı tasarıma sahip iki yongadan birinin diğerine göre daha hızlı olabilmesini sağlıyor.Daha küçük transistorlara sahip yongalar (mesela işlemciler), ürettiği ısıyı daha iyi dağıtabiliyorlar. Küçük transistorlara sahip yongalar daha düşük voltaj ve yüksek frekansla nispeten yüksek işlem döngülerine ulaşabiliyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'nın ardından kendi alanında Avrupa kıtasındaki en büyük organizasyon olan Cenevre Kitap Fuarı yarın başlıyor. Bu yılki fuarda Türkiye onur konuğu ülke...
Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosu Ayşenur Kurttekin, "Türkiye olarak fuarla ilgili bütün hazırlıklarımızı tamamladık. Geçen yıl Frankfurt'taki kültür ve edebiyat çıkarmasından sonra bu sene İsviçre'de ikinci bir tanıtım hamlesi gerçekleştireceğiz."dedi.

Cenevre Kitap Fuarı çerçevesinde düzenlenecek Cenevre Türk Sinema Günleri ve 9 Mayıs'taki Cenevre Türk Günü ile ilgili hazırlıkların son durumunu değerlendiren Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosu Ayşenur Kurttekin, "Vatandaşlarımız bu üç önemli etkinliği de takip etsin. Ne kadar büyük bir ülke ve ne derece zengin bir kültürden buralara geldiklerini kendi gözleriyle görsünler." dedi.

Cenevre Başkonsolosu Ayşenur Kurttekin, "Kitap Fuarı çerçevesinde Türk Sinema Günleri de düzenlenecek. Sinema günleri 23 Nisan'da başlayıp 13 Mayıs'a kadar devam edecek. 20 ayrı film var. Filmleri getirirken Fransızca alt yazısı olanları birinci derecede tercih ettik. Bir de ödül alanları getirmeye çalıştık.

3 Maymun, Mayıs Sıkıntısı, Duvara Karşı, Sürü, Yol, Muhsin Bey ve Beynelminel gibi filmler ilk aklıma gelenler. Cenevre'nin en görkemli sinemalarından birinde filmler gösterilecek. Biz İsviçreli yetkililere 20 filmin de kopyasını teslim ettik. Fuar için gelecek yazarlar arasında Nedim Gürsel ve Sema Kaygusuz da var. Kültür Bakanlığı üst düzey yetkilileri de fuar süresince burada olacaklar." diye konuştu.

Öte yandan üç ayrı etkinlikte de İstanbul özel çalışmalar yapacak. 2010'da Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul, kitap fuarı, sinema günleri ve Türk Günü etkinliklerinde kendini İsviçrelilere daha yakından tanıtacak.

Yongalara bakır bağlantıların kullanımı alüminyuma göre daha iyi sonuç vererek sınırların biraz daha zorlanabilmesini sağlıyor.Önderliğini IBM firmasının yaptığı yalıtımlı silikon SOI (Silicon On Insulation) uygulaması yongalara %20 gibi olası bir performans artışını getiriyor.Mevcut yonga basım sistemlerinin değiştirmeden SOI ’nin sağlayacağı ek performans yonga üreticilerinin dikkatini çekti.
Diğer yandan Intel ‘in Moore Yasası ‘nı devam ettirmek ve başka alanlara yaymak için yeni silikon teknolojileri ve malzemeler üzerinde gerçekleştirdiği araştırma ve geliştirme çalışmaları arasında; Aşırı Morötesi Litografisi (Extreme Ultraviolet lithography), gerilmeli silikon (strained silicon) yeni transistor dielektrik teknolojileri gibi yenilikler bulunuyor. Intel ‘in gelecek on yılın ikinci yarısında üretmeyi planladığı yüksek hızlı Terahetz transistorlar üzerindeki araştırma projeleri, yüksek performanslı , düzlemsel olmayan, üç geçetli deneysel CMOS transistorlar üzerine odaklanmış durumda. Bu tür bir farklı transistor yapısı ile mevcut düzlemsel tasarım yapısı ile mevcut düzlemsel tasarım yerine üç boyutlu bir mimari kullanılması, transistor geçitlerini yüzey alanını arttıracak. Bu da performansı yükselterek yüksek hızlı işlemcilerin yapılmasına olanak tanıyacak. Üretim tekniklerinin değişmesine rağmen gerçekleştirilmesi gereken transistor boyutlarının mümkün olduğunca küçültülmesi.

Nedir Moore Yasası?

1965 yılında ntel ‘in kurucularından olan Gordon Moore ‘un ortaya attığı Moore yasasına göre işlemcilerdeki transistor sayısı 18 ayda bir ikiye katlanır.Moore, bu yasanın sonraki on yıl boyunca geçerliliğini koruyacağını tahmin etmişti ama Intel bu yasayı günümüze kadar çiğnemeden devam ettirmeyi başardı.

Atomlar ve nano teknoloji

Doğanın temel taşını oluşturan atomların gözle görülemeyecek kadar küçük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu atomların dizilişleri sonucunda farklı tür malzemeler meydana gelmekte. Örneğin, eğer kömür atomlarının sıralanışı değiştirilebilseydi elmas bile elde edilebilirdi.Günümüzde moleküler düzeyde üretim yöntemleri açısından çok da ileri bir durumda olmadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz.Günlük yaşamın çoğu alanında yapabildiğimiz işlemler, öğütme, ezme ve ısıtma gibi yöntemlerle maddeleri şekillendirmek.
Georgia Tech Üniversitesi profesörlerinden Ralph C. Merkle ‘in günümüzdeki işleme teknolojisi ile çok güzel bir benzetmesi var: “Şu anda gerçekleştirebildiğimiz işlemler, elerinde boks eldivenleri olan bir kişinin lego oyuncaklar ile bir şeyler yapmasına benzetilebilir.Bu küçük lego parçalarının kullanarak bir şeyler yapabilirsiniz, ama yaptıklarınız oldukça kaba bir halde olur.Halbuki bu parçaları hassas bir şekilde bir araya getirebilirsek çok daha hızlı bir biçimde daha hassas ürünler ortaya çıkabiliriz. İşte bu noktada nano teknoloji devreye giriyor.Nano teknoloji sayesinde bu eldivenleri çıkarma imkanına sahip olacağız.Doğanın temel taşlarını oluşturan atomları ucuz bir biçimde ve kolayca düzenleyebileceğiz. Bu şekilde üretilen ürünler daha dayanıklı, daha hafif ve daha hassa özelliklerle donatılmış olacak.” ( www.merkle.com )

Nano teknoloji nedir?

Nano teknoloji, atomların tek tek kullanılarak, yalnızca çalışabilen değil, iş gören, makro, dünyada olmayan niteliklere sahip aygıtların üretilmesi ve kullanılmasını amaçlayan bir alan.Türkçe ‘ye ‘moleküler üretim’ diye çevrilebilecek nano teknoloji kavramı, son yıllarda çokça adından söz ettirmekte. Bir nanometre, milimetrenin milyonda biri. Bir başka ifadeyle, insan saçının çapının yüzde binde biri nanometreye denk geliyor.Nano değeri, maddenin atomdan önceki son basamağını gösteriyor. Nanometre terimi, antik Yunanca ‘da ‘cüce’ anlamına gelen ‘nano’ kökünden geliyor.Nano teknolojinin bir başka tanımıysa, üretilmek istenen maddenin, atomlarından başlayarak yapılması. Kavramı ilk defa dile getiren Amerika Birleşik Devlerin ‘den Eric Drexler ‘dir.Nano teknoloji üzerine yoğunlaşan Foresight Enstitüsü ‘nin kurucusu plan Drexler, ünlü MIT laboratuarındaki eğitimi sırasında, biyolojik sistemlerden esinlenerek, moleküler makineler yapılabileceğini önermiş, nano teknoloji kavramını ortaya atan kişi olmuştur.

Nano teknolojinin hedefleri

• Uygun atomları ya da molekülleri doğru biçimde bir araya getirerek istenen yapıyı oluşturmak.
• Yapı bölümlerinin kontrollü biçimde kendi kendilerinin kopyalamalarını ve büyümelerini sağlamak.
• Moore Yasası ile öngörülmüş ve gerçekleşmiş olandan çok daha hızlı bir gelişme sağlamak(Moore Yasası üzerinde diretmelerinin sebebi ne anlamadım)
• Canlı yapılara cansız yapılanların bir arada işlev görmesini sağlamak.
Büyük devletler savunma sanayinin gelişmesi adında bu çalışmalara yüz milyonlarca dolar aktarıyor. Nano tabanlı projeler arasında bir hafta uykusuz kalabilmesine rağmen yüksek performansından hiç bir şey kaybetmeyen süper askerler, insansız uçabilen ve arıza yaptığında kendini tamir edebilen uçaklar gibi çalışmalar bulunuyor.

Nano teknolojiye 8.6 milyar dolar

ABD,Japonya,Almanya,İngiltere,Çin,Avustralya,Rusya ve hatta Singapur ile Tayvan gibi ülkeler , nano teknoloji konusunda sürekli olarak çalışıyor. Pazar araştırma şirketi Lux Research ‘ün yayınladığı rapora göre, özel şirketler ve üniversiteler 2004 yılı boyunca nano teknoloji araştırmalarına 8.6 milyar dolar ödenek aktaracak. Bu rakamın şimdiye kadar sektörde akan en yüksek rakam olduğu belirtiliyor.Aralarında General Electric ve Intel gibi devlerin de bulunduğu 1500 şirket, nano teknoloji adına giderek artan oranlarda yatırım yapıyor.Yapılan araştırmalar, 2004 yılında hükümetlerin nano teknolojiye daha fazla para ayırdığını ve bunun bu anlamdaki son yıl olacağını gösteriyor.
Bu yıl (2004) harcanacağı öngörülen 8.6 milyar doların yaklaşık 4.6 milyar doları hükümetlere bağlı kurumlar tarafından karşılanacak.ABD hükümeti 1.6 milyar dolar ile nano teknolojiye en çok kaynak ayıran devlet(beni hiç şaşırtmadı)
Asya ülkelerinin tümünün toplam nano teknoloji bütçesi ise 1.6 milyar dolar.Avrupa ülkelerinin ise 1.3 milyar dolarda kaldığı biliniyor. Teknoloji uzmanları, Avrupa ekonomilerinin nano teknoloji konusunda ABD ve Asya ‘yı yakalayabilmesi için yılda en az 6 milyar Euro yatırım yapılması gerektiği dile getiriyor.
Tahminlere göre 2015 yılında toplam nano teknoloji pazarı 1 trilyon dolara ulaşacak.Hal böyle olunca üniversiteler, firmalar ve yatırımcılar teknoloji patentleri almak için büyük uğraş içindeler. Sadece 2003 yılında dünya genelinde 8 binin üzerinde nano teknoloji patenti alındı.En çok patent alan firmalarsa IBM, Canon, Micron ve 3M şirketleri.

Ülkemizdeki durum

Ülkemizde sadece Gebze İleri teknoloji Enstitüsü, Sabancı, Bilkent, ODTÜ ve ITÜ ‘de küçük çaplı çalışmalar var. Nano teknoloji çağı için ülkede 77 üniversitenin birlikte çalışması şart.Nano teknolojinin açıklanması ve herkesin öneminin kavraması gerekiyor. Özellikle üniversitelerde ilgili bölümler açılmalı ve gençlerin dikkati çekilmeli. Trboloji alanında bir deha olarak kabul edilen bilim adamı Prof. Dr. Ali Erdemir nano teknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşuyla Nobeli R&D ödülünü üçüncü kez kazandı. Prof. Erdemir ‘e ödül kazandıran yeni buluşu, karbür temelli malzemelerin nano yapılı, bütünleştirilmiş bir karbon tabakasına dönüştürülmesiyle ilgili. Sayısız cihazda kullanılabileceği belirtilen karbon teknolojisi ile karbon gazların büyüklüğü 5-10 nanometre boyutuna kadar indirilebiliyor. Prof. Erdemir ’in geliştirdiği nano özellikli karbon elmas tabakada sürtünme katsayısı çok düşük: bunun yanında ısıya dayanıklılığı ise son derece yüksek. Her iki özellik de beklentileri karşılayacak kadar güzel bir başlangıç. 1977 yılında İTÜ Metalürji bölümünden mezun olan ve 1987 yılından beri de ABD ‘de Chicago kenti yakınlarında bulunan Argon laboratuarında araştırmalarını sürdüren Prof. Erdemir, geliştirdiği maddenin ,suni bir elmas gibi düşünülebileceği ve aynen gerçek elmasın özelliğine sahip olduğunu kaydediyor. Geliştirilen bu teknik ile kesici ve delici aletlerin uçları ısıya çok dayanıklı bir hale getirilebilecek. Diğer yandan uzay araçlarında kullanılan birçok cihazda uzun ömürlü olabilecek.

Diğer alternatif uygulamalar

Çok hafif ve dayanıklı olacak nano materyaller yapılacak araba, uçak, ve uzat araçları ile çok az enerji tüketimi ile daha uzun ve güvenli yolculuklar yapılabilecek. Ayrıca doğada mevcut birçok teknoloji hayata geçirilebilecek. Lotus çiçeği yaprağının hiç ıslanmaması ve kirlenmemesi özelliğini bu şekilde aydınlatmak mümkün olabilir. Çözüm bulunduktan sonra kirlenmeye ıslanmaya kaşıklar, çatallar, elbiseler üretilebilecek. Diğer yandan sağlık alanına yönelik olarak yapılacak akıllı nano robotlar, hastalığı teşhisini koymada önemli görevler üstlenecek ve gerektiğinde hastalıklı bölgelere ilaç vererek tedavi gücünü arttıracaklar. Ayrıca, otomotiv sektörünün en önemli sorunlarından biri olan araçların üzerindeki boyaların çizilmesi ve kaportaların aşınması sorunu da nano teknoloji sayesinde çözülecek.
Nano teknoloji ile işlenmiş gümüş, bakterilerin üremesini engelleyebiliyor yada yaşamlarını zorlaştırıyor.Nano gümüş olarak adlandırılan işlem bir aşı görevi üstleniyor. Nano gümüş kaplanan yüzeyler bakterilere geçit vermiyor.Asıl uygulama alanları, bakterisiz ve mikropsuz ortamların yaratılması gereken ortamlar.Özellikle hastaneler ve mutfaklar için oldukça faydalı olacak bir buluş.

Kendi kendini temizleyen pencere

Pimapen, kendi kendini temizleyen, bir başka değişiyle hiç kirlenmeyen bir pencere modeli üretmek için kolları sıvamış durumda. Bu tip ürünler, yurt dışındaki teknoloji fuarlarında yeni yeni tanıtılıyor. Pimapen ‘in 20. yılı dolayısı ile düzenlenen basın toplantısında tanıtılan bu proje de nano teknolojiye dayanıyor. Firma bu amaca yönelik laboratuar çalışmalarını sürdürüyor. Başka bir ilginç uygulama ise şöyle: Külçe altın oda sıcaklığında tepkimeye girmemesine rağmen 3-5 nanometre boyutlarına getirildiğinde pek çok tepkimeyi tetikleyebiliyor. Nano altınların özelliğini fark eden bir Japon firması koku yok ediciler geliştirmiş. Bu koku yok ediciler tuvaletler için biçilmiş kaftan. Bir iki nanometre çapında, kamış biçimli, moleküler olan karbon nano tüpler, biçimlerine bağlı olarak elektriği metal yada yarı iletken özellikte taşıyorlar.
Nano teknolojik çalışmalara güzel bir örnek olarak Israilli bilim adamlarının projesi verilebilir. Israilli bilim adamları biyolojik molekülleri bir test tüpü içinde bir bilgisayar oluşturmayı başardılar. Bu çalışma, bir milimetrenin onda biri hacmindeki su damlacığı içinde 1 trilyon bilgisayarın bir arada bulunarak aynı anda işlem yapmaları anlamına geliyor. Bu araştırmanın ileride insan, hayvan ve bitki bedenindeki biyokimyasal ortamla etkileşerek önemli biyolojik ve farmakolojik uygulamalara olanak sağlayacak bilgisayarların geliştirilmesine yol açabileceği ortada.

Sağlık alanında amaçlanan gelişmeler

Nano teknolojilerinin sağlık alanında da önemli gelişmelere yol açacağı belirtiliyor.Gelişmelerin özellikle kanser tedavisinde yeni açılımlar yaratacağı düşünülüyor. Yakın bir zamanda, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin ortadan kalkacağını söylemek yanlış olmaz. Hayal edilenlerse şaşırtıcı: Nano konteynırlar ile ilaçları vücudumuzun istenilen bir bölümüne güvenli bir şekilde ulaştırabileceğiz. Nano robotlar ile hücrelerimizi onarıp, vücudun bağışıklık sistemini kontrol altında tutabileceğiz. Kemik içi protezler de bu teknoloji kullanılarak yapılacak. Kanser vakalarında kullanılan ilaçlar, kanserli hücrelere ulaşamadan etkisini yitiriyor. Ama nano partikülleri bu konuda daha ısrarcı; kanserli hücrelerin büyümesini önlüyor ve onları yok ediyor. Ayrıca ameliyatlarda kullanılan aletlerin geliştirilmesinden kimya ve elektronik alanındaki gelişmelere kadar nano teknolojinin kullanım alnı çok geniş. Vücuda gönderilecek programlanabilir makinelerin kullanımları çok geniş olabilir. Hatta vücuda ek bir bağışıklık sistemi de kazandırabilirler. Hedef hücrelerin özellikleri programlandığında, mesela grip virüslerine saldırabilirler ve bünye hastalanmadan virüs istilasını durdurabilir. Aynı zamanda vücuttaki her bulguyu rapor edip doktorluk da yapabilirler.

Tarım ve gıda bilimlerindeki beklentiler

Tarım ürünlerimiz yemek masamıza gelmeden önce birçok çevresel etli altında kalmakta. Diğer yandan yetiştiricilerin ekim, sulama, gübreleme gibi işlemleri yaparken en doğru kararları vermeleri oldukça önemlidir. Bu ürünlerin kötü hava koşullarına, yabani hayvanlara, otlara ve böceklere karşı zaman kaybetmeden korunması gerekiyor. Tarladaki ürünlerin her gün takibi ve kontrolü sayesinde kritik sağlık problemlerinin önüne geçilebilir.
Görüldüğü gibi nano teknolojinin hayatımıza kazandıracağı çok sayıda nimet bulunuyor. Bunların hepsinin kısa sürede gerçekleşmesini elbette bekleyemeyiz. Diğer yandan geliştirme işlemci süresince çalışmaların iyi biçimde kontrol edilmesi ve adımların planlı şekilde atılması şart. Ünlü bilim kurgu yazarı Michael Crichton ‘ın Prey (Türkçe sürümündeki adı Av) adlı romanındaki ana tema nano teknoloji. Kitapta nano teknolojinin geliştirilmesi sonucunda yaşanabilecek aksilikler kaleme alınmış ve kontrol dışına çıkan çalışmalar sonucunda robotların hızla çoğalarak insanlığa karşı bir tehdit oluşturabileceği anlatılıyor.

İnsanlık tarihi de gelecekte ortaya çıkacak tehlikeleri anlatanlarda dolu. Bu konudaki en çarpıcı örnek Unabomber. Gerçek ismi Theodore Kaczynski olan Unabomber, 17 yıl boyunca üniversitelerde bilgisayar ve genetik konularında araştırma yapan bilim adamlarına öncelikli olmak üzere, çeşitli kişilere bombalı paketler gönderip sonunda teknolojik ilerlemenin insanlığı mahvedeceğin anlatan bir manifestoyu New York Times ve diğer önemli yayın organlarında bomba tehdidi ile yayınlatmış biri. Elbette bu görüşte başka kimselerde var. Ama görünen o ki ilerleme her zaman devam etmekte ve bu böyle sürecektir.

Nanobilgisayarlara yönelik önemli gelişmeler var

Science dergisinde yayımlanan iki makale, nanobilgisayarlar konusundaki gelişmeler için bir umut ışığı oldu. Yapılan araştırmalar, moleküler ölçekli elektronik uygulamarı ilk kez ‘parça’ düzeyinde çıkarıp, çalışabilen ‘devre’ düzeyine taşıyor. Ama 1 trilyon devreyi 1 cm² alana sığdırıp bağlantılarını geliştirmek, çalışırken moleküler yapılarının değişmesinin önlemek, bütün bunları hızlı ve ucuz bir biçimde yapmak pek de kolay görünmüyor. Silikon çok küçük boyutlarda detektörler yapmak için ideal, ama umut verici bir madde daha var: Karbon nanotüpler. 1991 ‘de, bir Japon araştırmacı tarafından tesadüfen keşfedilen nanotüpler, içi boş silindir halinde sarılmış karbon atomu yaprakları. Çelikten 10 kat güçlü, 6 kez hafif olan nanotüpler, köprü, uçak ve uzay asansörü yapmaya çok uygun. Tek sorun, laboratuar kaynaklı en uzun nanotüpün 10 milimetre boyunda olması. Nanotüp yataklar ise hemen hiç sürtünüp aşınmıyor, çünkü karbonun bütün kimyasal bağları kullanılıyor.

Kuantum bilgisayarları neleri değiştirebilir?

Silikon bilgisayarlara alternatif arama çabasında ‘Josephson bitişimleri’ ve ‘Optik anahtarlar’ gibi bazı teknolojiler işlem gücü konusunda büyük gelişmeler vaat ettiler; gakat teknik engeller bu teknolojilerin sadece teoride kalmasıyla sonuçlandı. Günümüzde bilim adamları Kuantum mekaniği esaslarına göre çalışan, bilgisayarlar üzerinde çalışıyorlar. Kuantum bilgisayarlar silikon bilgisayarlara göre bir takım potansiyel üstünlüklere sahip olsa da, herhangi bir teknolojiyi geliştirmek için geçen zaman, azımsanmayacak kadar çok. Elektron tüplerden günümüz yongalarına ulaşmak ne kadar zaman aldıysa, belki çok daha fazlası Kuantum bilgisayarların kullanılır hale gelmesi için harcanacak. Kuantum bilgisayarları silikon bilgisayarlara rakip olabilir biçimde bir düşünce şu an için epey uzak bir tahmin. Ama Kloroform içindeki hidrojen ve klor atomlarının bizim için hesap yapması oldukça fantastik bir düşünce olsa da, bu mümkün. Kuantum bilgisayarlarında şu an mümkün olan en basit algoritmo gerçekleşebiliyor. Kuantum bilgisayarlarının ticari ve bilimsel amaçlarla var olması içinse uzunca bir süre beklememiz gerekebilir.

Bit’lerden Qubit’lere

Kuantum bilgisayarlarında günümüzdeki bilgisayarların çalışma prensibi olan bit, yani 0 ve 1 kullanılıyor. Fakat bir farkla ‘Qubits’ olarak bilinen bit Kuantum teorisine eş zamanlı biçimde hem 1 hem de 0 olabiliyor. Kuantum fizikçileri bu hem 1’i hem de 0’ı aynı anda ifade edebilme halinin Superposition olarak nitelendiriyorlar. Potansiyel olarak sayısız Superposition bulunması, çok sayıda eşzamanlı işlemin yapılabilmesi demek. Günümüz bilgisayarlarında en iyi ihtimalle 30nm aralığına inebilen transistorların yerini, moleküler büyüklüğündeki Qubit ‘ler alıyor.Qubit ‘lerin molekül düzeyinde olması küçük ve yüksek performanslı bilgisayarların oluşturulabilmesi anlamına geliyor. Günümüz bilgisayarları, trilyonlarca bayt bilgi içinde bir kelimeyi bir aya yakın sürede bulabilirken, eşzamanlı işlem yapabilen Kuantum bilgisayarları bu işi teoride yarım saate indirebilir. Kuantum bilgisayarları moleküler düzeyde olduğundan bu hesaplamanın sonucu almak hesaplamayı yapan oluşum, yani Superposition ‘ı olumsuz etkileyebiliyor.
Bilim adamları Superposition ‘ı etkilemeden almada manyetik rezonans (MR) tekniğinin kullanıyorlar. Şu an Kuantum bilgisayarlarının silikon yongalarla karşılaştırmak haksızlık.PC ‘lerimiz saniyede birkaç milyar işlem yapabilirken kuantum bilgisayarlar için bu rakam birkaç bin civarında. Fakat Kuantum bilgisayarları alanında sevindirici gelişmeler de var. Rowland Enstitüsü ve Harvard – Smithsonian astrofizik merkezinden bilim adamlarının oluşturduğu diğer bir grup bilim adamı ışığı yavaşlatıp durdurabilmeyi başardılar. Harvard – Smithsonian astrofizik merkezinden bilim adamları, fotonlar bir gaz bölmesinde durdurmayı başardılar. Fotonların bu biçimde maniple edebilmesi Kuantum bilgisayarda ve bunların fiber optik kablolarla birbirlerine veri iletiminde kullanılabilmesi oldukça heycanlandırıcı.

Sonuç

15 sene önce 8MHz hızında çalışan PC ‘leri kullanıyorduk ve 3GHz gibi hızlara ulaşmak inanılmaz gibi görünüyordu. Acaba 10 sene sonra da o zamanlar 2.4GHz PC ‘leri kullanırdık diyerek gelinen noktaya inanamayacak mıyız? Bilim adamlarının yürüttüğü çalışmalar hiç durmadan devam ediyor. Atomları arasındaki bağlar ve bu bağlarda yapılacak değişiklerle ne gibi farklı sonuçlar elde edebileceği araştırılıyor. Araştırmalar sonucunda küçük de olsa sevindirici gelişmeler var ve bu sayede daha büyük adımlar atılabilecek. Bu değişikliklerin ne zaman gerçekleşeceği bilinmese de hedef ortada. Dünya genelindeki bu çalışmalara bizlerin seyirci kalmaması, aksine her alanda olduğu gibi nano teknoloji konusunda da belirli yatırımların yapılması şart.

Kaynak: altbilgi.com

21 Nisan 2009

Hem telefon hem mikser

Münih merkezli endüstriyel tasarım ofisi Pilotfish, Ondo adını verdiği sıradışı konsept cihazıyla müzik tutkunlarına cep telefonları üzerinde müzik düzenleme imkanı tanımayı hedefliyor.

Müzik ve mobil iletişim cihazlarının çoğu zaman birlikte anıldığı bir çağda yaşıyoruz. Salt müzik dinlemeyi aşan ihtiyaçlar, mobil müzik alanında ilginç fikirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Münih merkezli endüstriyel tasarım firması Pilotfish, oldukça ilginç bir fikirden yola çıkarak oluşturduğu konsept cihazını tanıttı.

Üç adet çıkarılabilir müzik çubuğundan oluşan aksesuar takımıyla bir bütün oluşturan Ondo Phone, cep telefonu olmasının yanı sıra çubuklar sayesinde ses kaydedip cihaz üzerinde müzik düzenleme imkanı tanıyor.



Müzik çubuğunu gitarına tak kaydet

Cihazın üç satırda bilgi gösteren ekran bölümü parçalara ayrılabiliyor. Arka tarafında küçük kıskaçlar bulunan bu müzik çubuklarını sesinizi veya enstrüman çalarken müziğinizi kaydetmek için kullanabiliyorsunuz.

Daha sonra bu çubukları cihaza takarak müziği düzenleme imkanına sahipsiniz. Orta bölümü esnek plastikten yapılan Ondo Phone, eğme ve bükme hareketleriyle müziğin yoğunluk ve hız gibi farklı değerleriyle anlık olarak oynayarak düzenleme yapma imkanı tanıyor. Bunun ötesinde, cihazın alt kısmında görüntülenen dijital döner tabla (turntable) ile DJ tarzında 'scratch' (plağı elle ileri geri alarak müziğe müdahale etme) imkanı da tanıyor.

Kaynak:cnet

17 Nisan 2009

İlk yerli bilgisayar teknolojisi kuruluyor

Google News Alert for: Teknoloji

Zaman
Bilişim ve teknoloji bakanlığı kurulsun
Zaman - İstanbul,Turkey
Alican, bu imkânı değerlendirmek için de bilişim ve teknoloji bakanlığına ihtiyaç duyulduğunu aktardı. 'Kriz ve Yazılım' adlı raporun tanıtım toplantısında ...
See all stories on this topic
Zaman
İlk yerli bilgisayar teknolojisi kuruluyor
Zaman - İstanbul,Turkey
TageM Teknoloji Ar&Ge Genel Müdürü Rahmi Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2002 yılında İzmir'de bir yerli öz sermaye şirketi olarak kurulan TageM'in ...
See all stories on this topic
Haber Türk
Ay sonunda 3G lisansları verilecek
Haber Türk - Turkey
Bugün kullanılan teknoloji olarak baz istasyonları, santraller örnek alındığında, bunların teknik yapılarına uygun olmadığı takdirde mobil sistemin ...
See all stories on this topic
TEKNOLOJİ - İNTERNET
Milliyet - Istanbul,Turkey
Sanal ortamın en korkulan 5 adamı kimdir, neler yapmıştır, şimdi ne işle uğraşıyorlar? Karşınızda dünyanın en ünlü 5 hacker'ı. ...
See all stories on this topic
PSP Haberleri
PCkoloji.com - Istanbul,Avcilar,Turkey
Bu Teknoloji Sony tarafından Gündeme getirilmiş olan yeni bir teknoloji olmasına ragmen ileride ragbet görebilecek bir teknolojidir. ...
See all stories on this topic
Yeni GIGABYTE Ultra Dayanıklı VGA grafik Hızlandırıcısı GV-N275UD-896H
Hardwaremania - İstanbul,Turkey
Benzersiz NVIDIA SLI® Teknolojisi ile entegre edilmiş olan GIGABYTE GV-N275UD-896H, son teknoloji katı sürücüler ile Windows Vista'da dünyanın en hızlı oyun ...
See all stories on this topic
Beyaz Teknoloji - Orite Taşınabilir DVD Player Ve Servis Hizmeti
PCkoloji.com - Istanbul,Avcilar,Turkey
Bunun üzerine 23.12.2009 da cihazı BEYAZ TEKNOLOJİ' nin teknik servisine gönderdim. Cihazı BİMEKS' ten satın almıştım, onların yönlendirmesiyle yaptım bu ...
See all stories on this topic
Avnet Technology Solutions, Sanko ile Türkiye'de.
veteknoloji.com - Kadıköy,istanbul,Turkey
Ortaklık kapsamında Sanko Holding'in teknoloji pazarlama şirketi Akora Teknoloji A.Ş.'nin faaliyetlerini de içerecek bir şirket kuruldu. ...
See all stories on this topic

Popüler Yayınlar

Blog Widget by LinkWithin

İslam İlmihali