kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2009

Sigara paketlerinde bu görseller kullanılacak


Türkiye'de Ocak 2010'dan itibaren sigara paketlerinin üzerine konulacak fotoğraf ve mesajların gençler üzerindeki etkisini kapsayan araştırmada, gençlerin en çok sigaranın ''cinsel iktidarsızlığa neden olur'' ve ''Hamileyken sigara/tütün içmek bebeğe zararlıdır'' uyarılarını içeren mesajları önemsedikleri ortaya çıktı.
Tütün kullanımını azaltmaya yönelik yasakların ardından sigara paketlerinin üzerine konulacak fotoğrafların, tütün kullanım oranlarını ciddi oranda azaltması öngörülüyor.
İngiltere, Belçika ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Brezilya, Tayland ve Singapur gibi ülkelerde de uygulanan yöntem, Ocak 2010'dan itibaren Türkiye'de de hayata geçirilecek.
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun (TAPDK) kararı çerçevesinde sigara paketlerinde yazılı uyarıların yanı sıra, AB uygulamaları dikkate alınarak belirlenen 14 fotoğraf da yer alacak. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı tarafından, sigara paketlerinin üzerine konulacak fotoğraflarla ilgili gençler arasında yapılan araştırmada ilginç sonuçlara ulaşıldı.
HÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ankara'da 14-18 yaş aralığındaki 494 lise öğrencisi arasında yaptıkları araştırmada, gençlerin en çok sigaranın ''cinsel iktidarsızlığa neden olur'' ve ''Hamileyken sigara/tütün içmek bebeğe zararlıdır'' uyarılarını içeren mesajları önemsediklerinin ortaya çıktığını söyledi.
Öğrencilerden yüzde 70'inden fazlasının, bu iki mesajı ''en etkili mesaj'' olarak nitelendirdiklerini ifade eden Bilir, şunları kaydetti:
'Gençler tarafından 'en az etkili' olarak değerlendirilen mesajlar ise sigarayı bırakma konusunda en yakın sağlık kuruluşundan yardım alınabileceğine işaret eden mesajlar oldu.Fotoğraflar arasında da gençlerin yüzde 90'ı boynunda tümöral bir kitle olan genç bir kişinin resmi ile ağzında yaralar ve çürük dişler olan kişinin fotoğrafını etkili buldu.''

-UYARILAR, DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK DEĞİŞTİRİLECEK-

TAPDK tarafından yapılan yeni düzenleme ile sigara ve tütün mamullerinde yazılı uyarıdan sonra fotoğraflı uyarı da yer alacak. Fotoğraf ve yazılardan oluşacak uyarılar, piyasaya arzına izin verilen dumansız tütün mamulleri dışında kalan tüm tütün mamulü paketlerinin geniş ön yüzeyinde, yüzeyin üst seviyesinden kapak açım ya da bandrol bitim noktasından başlamak üzere yerleştirilecek.
Uyarılar, içerdiği metinsel veya görsel bileşenlere hiçbir şekilde müdahale etmeyecek biçimde genişliği 3 milimetreden az ve 4 milimetreden daha büyük olmayacak siyah sınır çizgisi ile çerçevelenecek. Uyarılar, sınır çizgisi ile birlikte toplam yüzeyin en az yüzde 65'ini kaplayacak. En çok görülebilen geniş ön yüzey, önden açılan sert paketlerde paketin açıldığı yüzeyi, yumuşak paketlerde ise en çok görülebilen yüzeylerden herhangi birini ifade edecek. Uyarılarda mavi, kırmızı, sarı ve siyah renkler kullanılacak. Uyarıların metinsel veya görsel bileşenlerinin görünürlüğü, bandrol, pul, fiyat etiketi veya diğer unsurlarca engellenemeyecek. Uyarılar, yer aldığı yüzeyde paketin açılması ile zarar görmeyecek şekilde yerleştirilecek, metinler Türkçe yazılacak.

-14 FOTOĞRAF BELİRLENDİ-

TAPDK'nın belirlediği uyarılarda şu metin ve buna ilişkin fotoğraflar yer alacak:

-Sigara/tütün içenler genç yaşta ölür. (Morgda bir ölünün fotoğrafı)
-Sigara/tütün içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur. (Kalp krizi geçirirken müdahale edilen hasta konulu fotoğraf)
-Sigara/tütün içmek ölümcül akciğer kanserine neden olur. (Sağlıklı ve kanserli bir akciğer fotoğrafı)
-Hamileyken sigara/tütün içmek bebeğe zararlıdır. (Bebek fotoğrafı)
-Çocukları koruyun: Dumanınızı onlara solutmayın. (Maskeli bir çocuk fotoğrafı)
-Sağlık kuruluşları sigarayı/tütünü bırakmada size yardımcı olabilir. (Doktor ve hastasının bulunduğu bir kare fotoğraf)
-Sigara/tütün içmek yüksek derecede bağımlılık yapar, başlamayın. (Sigara bağımlısı)
-Sigarayı/tütünü bırakmak ölümcül kalp ve akciğer hastalıkları riskini azaltır. (efor testinde bir hasta görüntüsü)
-Sigara/tütün içmek ağrılı ve yavaş bir ölüme neden olabilir. (Ölüm döşeğindeki bir hasta)
-Sigarayı/tütünü bırakmak için doktorunuzdan ve size en yakın sağlık ocağından yardım isteyin. (Yardım eli)
-Sigara/tütün içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur. (Yatakta birbirine küsmüş 2 genç)
-Sigara/tütün içmek cildin erken yaşlanmasına neden olur. (Kırışmış 2 el)
-Sigara/tütün içmek spermlere zarar vererek doğurganlığı azaltır.(Puseti boş kalmış bir kadın)
-Sigara/tütün dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur. (Solunum cihazına bağlanmış bir genç) AA
etiketler:sigara,kanser,sigaranın zararları,kanser resimleri,tütün,tütün mamülleri,hamilelik,sağlık,














25 Temmuz 2009

Kansere karşı en etkili meyve: Böğürtlen

Kansere karşı en etkili meyve: Böğürtlen

Böğürtlenin sayısız faydası olduğunu ve kansere karşı en etkili meyve olduğunu biliyor musunuz? Böğürtlen kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engelliyor.,

Gülizar Baki'nin haberi

Prof. Dr. Erkan Topuz, böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğini söylüyor. Topuz, herkese günde bir avuç böğürtlen yemesini tavsiye ediyor. Böğürtleni mevsiminde tüketebileceğiniz gibi yaprağını kurutup kışın çayını içebilirsiniz. Şurubunu ya da marmelatını da yapabilirsiniz. Ayrıca böğürtlen dondurma, pasta, ilaç ve kozmetik sektörlerinde de kullanılıyor.

Sıcaktan bunalmış bir vaziyette yürürken karşınıza bir işporta tezgâhında ya da manav reyonunda çıkıyor. Göz alıcı rengi bakar bakmaz ekşi ve ferah tadını hayal ettiriyor. Böğürtlen mevsimindeyiz. Birkaç yıl öncesine kadar az bulunan ve pahalı bir meyve olan böğürtlen şimdilerde hiç olmadığı kadar bol. Dolayısıyla önceki yıllara göre daha ucuz. Çünkü 8 yıldır Tarım Bakanlığı'nın üniversitelerle birlikte yaptığı çalışmalar sayesinde 10 ilde böğürtlen yetiştiriliyor. Tokat, Adana, Samsun, Maraş, Ordu, Erzurum, Erzincan, Malatya, Hatay ve Isparta'da tarlalara böğürtlen dikildi. Bu yıl beklenenden çok hasat elde eden çiftçiler dondurma, pasta, ilaç ve kozmetik sektörlerinin ihtiyacını karşıladıktan sonra ellerinde kalan ürünü piyasaya sürdü.

Kültür böğürtleni olarak adlandırılan tarla böğürtlenleri hem renk hem de büyü klük olarak göz dolduruyor. Daha küçük ve açık renkli olan yaban böğürtlenleri ise tadı ve faydası bakımından daha makbul. Fakat toplanması zor ve üretimi az olduğu için kültür böğürtlenine razı olmak gerekiyor. Çünkü böğürtlenin başta kanser olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiğini öğrenince bu meyveyi sofralarınızdan eksik etmeyeceksiniz.

Kanser savaşçısı böğürtlen

Böğürtlenin içinde bulunan ellagik asit, antikansorojen madde olarak biliniyor. Onkolog Prof. Dr. Erkan Topuz, Amerika'da hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğinin, hatta küçülttüğünün ntespit edildiğini söylüyor. Ellagik asit, böğürtlenin yanı sıra, çilek, üzüm ve ahudududa da bulunuyor. Topuz, günde bir avuç böğürtlen yenilmesini tavsiye ediyor. Böğürtlen yaz ortası ve sonbahar başında hasadı yapılan bir meyve. Yılın diğer zamanlarında ise şurubu veya marmelatı tüketilebilir. Böğürtlenin bir özelliği de dondurucuya konulabilen bir meyve olması. Dondurucuda özelliğini ve lezzetini kaybetmiyor, uzun süre kalabiliyor. Dolayısıyla da kışın ortasında taze böğürtlen tüketebilirsiniz. Böğürtlenin sadece meyvesi değil yaprağı ve kökü de kansere karşı etkili. Böğürtlen yaprağını kurutup kışın çayını içebilirsiniz.

Onkoloji profesöründen böğürtlen şurubu tarifi

Böğürtlenin faydasını göstermesi için yılda birkaç defa yemenin etkili olmayacağını söyleyen Topuz, sürekli tüketilmesini öneriyor. ve kadınlara böğürtlen şurubu tarifi veriyor: Böğürtleni bol olduğu zamanlarda alıp ezerek bir süre kaynatın. Pekmez haline gelmeden sıvı olarak şişeleyin. Kesinlikle şeker katmayın ve bu şuruptan günde üç çorba kaşığı tüketin. Yine böğürtlenli pasta ve dondurmaları bolca tüketebilirsiniz.

Anadolu çiftçisinin meyve yetiştiriciliği konusundaki danışmanı Prof. Dr. Resul Gerçikçioğlu, Türk çiftçisinin böğürtleni nihayet keşfettiğini söylüyor. Hem faydası hem de çok sayıda sektörde kullanılıyor olması böğürtlen üretimini her yıl artırıyor. Birçok bölgede yaban böğürtleni yetiştiği için bugüne kadar tarımını yapmak çiftçilerin aklına gelmiyordu. Bakanlığın ve akademisyenlerin desteğiyle çiftçiler buğday ve karpuz tarlalarına böğürtlen dikti. Kazançlarından da çok memnunlar. Gerçekçioğlu, üretimin iyi gittiği ve böğürtleni daha çok tüketeceğimiz müjdesini veriyor.

Böğürtlenin faydaları saymakla bitmiyor

İçeriğinde bulunan ellagik asit antikanserojen madde olarak biliniyor. Bu madde kanser hücrelerinin ve tümörün büyümesini engelliyor. Göğüs ve rahim tümörünün büyümesini engellediği Amerika'da Kuzey Carolina'daki Clemson Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda tespit edilmiş.

Hafızaya iyi geliyor.

Yaprağından yapılan çay, ağız yaralarını iyileştiriyor.

Kanı temizliyor.

Cildi güzelleştiriyor. Bu sebeple kozmetikte de çok kullanılıyor.

Böğürtlen suyu kan şekerini dengeliyor.

Bol vitamin içeriyor. Özellikle içeriğindeki B grubu vitaminler çocukların gelişimini olumlu yönde etkiliyor. (Zaman)

Etiketler: erkan topuz, böğürtlen, kanser, tümör, hücre gelişim, yarar, fayda, meyve, prof. dr. resul gerçikçioğl,

24 Temmuz 2009

Deodorant kanser yapar mı?

Meme kanseriyle ilgili yeni araştırmalara devam ediliyor.
Türkiye Meme Vakfi “Farkındayım korkmuyorum” bilgilendirmelerine devam ediyor.

Dr. Can Gürbüz’ün açıklamaları merak edilen birçok konuya ışık tutuyor. Çalışmalara göre meme kanseri ve terlemeyi önleyici deodorantlar arasındaki ilişki korkusu tam bir efsane.

Son yıllarda koltuk altı antiperspirant (terlemeyi önleyici) deodorant kullanımının meme kanseri riskini artırması ile ilgili çeşitli mecralarda yayınlara rastlanıyor. Bu ürünlerin zararlı maddeler içerdiği ve koltukaltı derisinden veya tıraş edilirken oluşan kesiklerden emildiği belirtilmekte ve meme kanseri riskini artırdığı ileri sürülmektedir.

Türkiye Meme Vakfı konu ile ilgili birçok soru aldığı için bu konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla ilgili araştırma özetlerini şöyle sıralıyor:

Antiperspiran ürünlerde alüminyum bazlı maddeler kullanılmaktadır. Bu ürünler, ter bezlerinin ağzını geçici olarak kapatarak terlemeyi önlemektedir. Bu ürünlerin koltukaltı derisinden emilerek meme kanseri riskini artırabileceği ileri sürülmüştür. Fakat bu varsayım klinik deneyler ile ispatlanmamıştır. Yapılan diğer bilimsel çalışmalarda da böyle bir bağlantıya rastlanılmamıştır.

Dedorantlarda ve antiperspiran ürünlerde bulunan paraben maddesinin de benzer bir etki ile meme kanseri riskini artırdığı ileri sürülmüştür. Bazı meme kanseri olgularında tümör içinde bu paraben maddesine rastlanarak kanser gelişiminde rol alabileceği düşünülmüş, fakat çalışmalarda bu maddenin kansere yol açtığı ispatlanmamıştır.

Amerikan Kanser Enstitüsü (National Cancer Institute) ve ABD Gıda ve İlaç idaresi (FDA) de koltuk-altı antiperspiran ve deodorant kullanımının meme kanseri riskini artırması ile ilgili bilimsel bir veriye rastlanmadığını açıklamıştır.

Bilimsel verilere göre deodorantlar ve antiperspiran ürünlerin koltuk altı kullanımının meme kanseri riskini artırdığı efsanesinin bilimsel bir tabanı olmadığı gözlenmiştir.

Mangalda pişirilen etlerin marine edilmesi meme kanseri riskini azaltır mı?

Mangal ve ızgarada pişirilen etler kısa sürede yüksek dereceli ısıya maruz kalır. Bu süreç sırasında etin üzerinde “heterosiklik amin” adı verilen bazı kimyasal bileşikler oluşur. Bu kimyasal maddelerin meme kanseri ve bazı kanser gelişme risklerini artırdığı çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir. Bu nedenle etlerin mangal ve ızgarayla pişirilmesi sağlıklı beslenme ilkelerine aykırı bulunmaktadır.
ABD Kansas Üniversitesi Gıda Teknolojileri Enstitüsü’nde yapılan bir çalışmada, etlerin pişirilmeden marine edilmesi sonucu pişirilme sırasında oluşan ve kanser riskini artıran maddelerin yüzde 70-80 oranında azaldığı bildirildi.
Mangal ve ızgara yapılmadan önce etler, tatlarını artırmak için bazı işlemlerden geçirilir. Örneğin soğan, sarmısak, kimyon karabiber, biberiye, kekik, fesleğen ve benzeri bitkiler eklenip zeytinyağı içinde bekletilir. Bu işlem sırasında kullanılan bitkilerin içerdiği antioksidan maddelerin yüksek ısı sonucu gelişen ve kanser riskini artıran heterosiklik amin oluşmasını önemli ölçüde azalttığı bu çalışmada saptandı.

Mangal veya ızgarada pişirilen yiyeceklerin, pişirilmeden önce çeşitli bitki ve baharatlarla birlikte zeytinyağı içinde bekletilmesi, kanser riski artışını önemli ölçüde azaltması nedeni ile önerilmektedir.

Günde üç fincan yeşil çay

Dr. Gürbüz’ ün yeşil çay ve meme kanseriyle mangalda pişirme arasındaki ilişki konusundaki açıklamaları ise şöyle:

Son yıllarda, yeşil çayın meme kanseri riskini azalttığı veya daha önce meme kanseri ile tanışmış olan kişilerde kanserin tekrar etmesi riskini azalttığı yönünde basında birçok yazı yayınlanmakta. Konuyu bilimsel yönden inceledik.

Harvard Tıp Fakültesi Toplum Sağlığı Bölümü’nde yapılan bir çalışmada 1998- 2009 yılları arasında yeşil çayla ilgili yayınlanan bilimsel çalışmalar incelendi. Buna göre daha önce meme kanseriyle tanışmış kadınlar arasında, günde üç veya daha fazla fincan yeşil çay içen grupta, yeşil çay içmeyen kadınların oluşturduğu gruba göre meme kanserinin tekrar etmesi (nüks veya metastaz) riski daha az görülüyor.

Yani yeşil çay içilmesi meme kanserinin tekrar etmesi olasılığını azaltıyor. Sonuç olarak daha önce meme kanseri ile tanışmış kadınların günde en az üç fincan yeşil çay içmeleri öneriliyor. Dilara Koçak/Milliyet

16 Temmuz 2009

Kepek tüketimi hipertansiyonu azaltıyor

Yeni bulgulara göre tane hububatlar ve özellikle kepek tüketiminin erkeklerde hipertansiyon vakalarını yüzde 19 azalttığı bildirildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. M. Hikmet Boyacıoğlu, kan basıncının normalin üzerinde seyretmesinin göstergesi olan hipertansiyonun, ölümcül sonuçlar doğurabilecek önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.


Boyacıoğlu, Harvard Üniversitesi'ne bağlı Harvard Kamu Sağlığı Okulu'nun 30 binden fazla erkeğin katıldığı 'Sağlık Çalışanları İzleme Çalışması'na göre tam tane hububatların tüketimindeki artışın hipertansiyonun görülme sıklığını yüzde 19 azalttığını ifade etti.

Yapılan araştırmada, hipertansiyon, kanser, inme veya kalp hastalığı olup olmadığı bilinmeyen 40 ile 75 yaş arasındaki 31 bin 684 erkek sağlık çalışanının 18 yıl süresince izlendiğini aktaran Boyacıoğlu, tam tane hububatların en yüksek miktarlarda tüketiminin en düşük tüketimle kıyaslandığında, hububatların hipertansiyon oluşumunu azalttığının tespit edildiğinin altını çizdi.

Sağlık çalışanlarının toplam kepek tüketimine bakıldığında hipertansiyon oluşumunda ciddi düşüşler yaşandığını ifade eden Boyacıoğlu, "Hipertansiyon kalp ve damar hastalıklarına neden oluyor. Avrupa'daki ölümlerin neredeyse yarsını kalp ve damar hastalıkları oluşturuyor.

Harvard Kamu Sağlığı Okulu'nun yaptığı araştırmaya göre erkeklerde tam tane hububat tüketimi ve hipertansiyon oluşumu arasında bağımsız ters bir ilişki bulunuyor. Hipertansiyon hastalarının tam tane hububatlar ile kepeği çok fazla tüketmesi gerekiyor. Ne kadar fazla tüketilirse o kadar hipertansiyon riski azalıyor." dedi.

11 Temmuz 2009

İşte kansere çare olacak cihaz

Harvard Tıp Okulu ve Çocuk Hastanesi'nden Don Ingber, kandaki hastalığa neden olan patojenleri çekip koparan manyetik bir makine geliştirdi.

Don Ingber'in manyetik makinesi, hayat kurtarabilir. Cihaz mikropları kendine çekiyor ve onları kandan dışarı sürüklüyor. Cihaz her yıl yaygın enfeksiyondan ölen özellikle çocuk ve yaşlıların oluşturduğu 210 bin kişinin hayatını kurtarabilir. Bakteri ya da mantarlar kana saldırdığında, organlarda kusura yol açabilen yaygın enfeksiyon ortaya çıkıyor. Cihaz, antibiyotiklerden daha hızlı etki ediyor.

Laboratuar testlerinde, Ingber'in ekibi, cihazın birkaç saat içinde saldırganların yüzde 80'ini ortadan kaldırdığını açıkladı.

Yöntemin canlılar üzerinde nasıl çalışacağından emin olmak ve cihazın sağlıklı hücrelere zarar verip vermeyeceğini görmek için hayvanlar üzerinde testlere başlayacak olan Ingber, ileride yöntemi, kandan kanserli hücreleri çıkarmak ya da kök hücreleri toplamak için geliştirecek.

06 Temmuz 2009

İşte yağ eriten mucize besin

Kırmızı biber içinde öyle maddeler barındırıyor ki her derde deva olduğunu söylesek yalan olmaz. İşte mucize besin.

Özellikle güney ve güneydoğu illerimizde üretilip tüketilen kırmızı biber bilindiğinin aksine çok faydalı bir sebze... Sağlıklı kurutulmuşları da taze yenilenleri de fayda sağlıyor.

Ülkemizde çok fazla üretildiği halde yapılan araştırmalar çok değil. Daha çok Batılı bilimadamlarının araştırmaları bize gösteriyor ki güçlü antioksidan etkisinin yanı sıra kırmızı biberin faydaları saymakla bitmiyor...

İşte bunlardan en az bilineni...

VÜCUTTAKİ YAĞLARI YAKIYOR, ZAYIFLATIYOR

İçindeki acı madde "capcaicin", vücudun kan dolaşımını hızlandırarak ısısını artırmasına neden oluyor. Vücudun forma girmesine yardımcı olan bu etkiye de "termojenes" adı veriliyor. Vücut ısısı ne kadar artarsa yağ yakımı da o derece hızlanıyor. Terlemeyi artırdığı da biliniyor. Bu nedenle de zayıflatmada etkisi büyüK.

KIRMIZI BİBER HER DERDE DEVA... İŞTE MİKROPLARI ÖLDÜREN ÖZELLİĞİ...

ANTİBİYOTİK ETKİSİ GÖRÜYOR

Bulaşıcı hastalıklara karşı etkilidir. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı direncini artırır. Mikropları öldürüyor.

AYNI ZAMANDA ETKİLİ BİR AĞRI KESİCİ

İçindeki bir başka madde de ağrı kesici ve iltihap çözücü işlevi görüyor. Romatizma, mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir.

GRİP VE SOĞUKALGINLIĞININ İLACI

İçinde portakaldan daha çok C vitamini barındıran kırmızı biber aynı zamanda grip ve soğuk algınlığına da birebir.

MİDEYE BİREBİR, SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRIYOR

KIRMIZI BİBER MİDEYE BİREBİR

Kırmızı biber, mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır. Mide asidini düzenliyor. Mideyi ısıtır, çalışmağa zorlar, böylece yemeklerin ve bil­hassa et yemeklerinin hazmını kolaylaştırır.

Mide tembelliği, hazım zorluğu, iştahsızlıkta da çok etkili.

Yemeklerin gaz yapmasını önler. İshali geçirir, Kusmaları durdurur.


KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜYOR

Ayrıca kırmızı biberin kolesterol düşürücü etkisi de biliniyor.

KANSERİN ÖZELLİKLE DE PROSTATIN EN BÜYÜK DÜŞMANI...

Kanser önleyici etkisini içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor.


Amerikalı bilimadamlarının araştırmasına göre kırmızı biberin içinde etkin olarak bulunan ve acılığını veren bir madde ise prostat kanseri hücrelerinin “intiharına” neden oluyor.

Los Angeles’teki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde “kapsaisin”, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde bunların parçalanarak yok oldukları görüldü.

Laboratuar farelerine nakledilen kanserli insan prostat hücrelerinin yüzde 80’inin “kapsaisin” karşısında imha oldukları ortaya çıktı.



İDRAR YOLLARINA DA ETKİLİ...

Bütün vücudu harekete geçirir, ısıtır. Bu sayede bol idrar ve ter sök­türür.


Vücutta birikmiş fazla suyu boşaltır.

VE AFRODİZYAK ETKİSİ DE VAR...

Kırmızı biberin kadınlarda ama özellikle de erkeklerde afrodizyak etkileri de var, cinsel gücü artırdığı da biliniyor.

http://www.stargundem.com/saglik/64228-iste-yag-eriten-mucize-besin-haberi.html


23 Haziran 2009

Kanser en çok neyi sever?

Kanser en çok neyi sever?

Kanserin beslenmesine izin vermeyin! Bilim adamları kanser hücrelerinin en sevdiği yiyeceğe karşı uyarıyor... Bu "tatlı" yiyecek ne mi? Okuyun, şaşırın... International Wellness Directory'den alınan bu ilginç ve güzel yazının Türkcesi 15 Aralık 2006 tarihinde iyibilgi sitesinde yayınlandı Kanser en çok neyi sever?

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir. 1930'lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz – anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.

Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.

Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur. Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha fazladır.

Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye
başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa...

Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir.

Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir. Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!!!!

Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaşeksili hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.

Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba" üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil. Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.

Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır." ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında. (Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir
ibare yok). Kaynak: International Wellness Directory

Prof. Dr. Ahmet Aydını'n yorumu

Şekerli gıdalar nasıl kansere neden olur?

Aslında Nobel Tıp Odülünü alan Alman Otto Warburg yıllar önce (1931) kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelerden farklı bir metabolizmasının olduğunu (oksjenli metabolizma yerine oksijensiz metabolizma) ve şekerin kanserli hücreleri beslediğini göstermiştir (1).

Aşırı şekerli gıdalar yemek insülin direncine yani hiperinsülinizme yol açar. Hiperinsülinizm, insüline benzer büyüme faktörü (IGF) bağlayıcı protein-1 ve -2 (IGFBP-1 ve IGFBP-2) sentezini azaltarak serbest IGF-1 düzeyini artırır. Serbest IGF-1 hemen hemen bütün dokular için potent bir mitojeniktir. Yani hücre üremesini kontrolsüz bir şekilde artırarak
kansere neden olur (2-4).

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?

İngiltere'de 1815 de 5 kg civarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de 50 kg'ın üzerine çıkmıştır (5). 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

  • Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
  • Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
  • Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
  • Bol taze sebze ve meyve yiyin
  • Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
  • Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
  • Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
  • Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.
  • Mümkünse Manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
  • Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
  • Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin
  • Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!)
  • Streslerden uzak durun
  • İyi uyuyun.
  • Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durum.
  • D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
  • Yeteri derecede egzersiz yapın
  • Alkol kullanmayın
  • İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
  • Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin.
  • Turbo fırınlar da kullanılabilir.
  • Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler.
  • Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin.
  • Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
  • Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

29 Mayıs 2009

İltihap kansere dönüşür mü

Bazı tiroid iltihaplarında örneğin Haşimato hastalığında tiroid kanseri riski artar.
Hastada hafif düzeyli bir zehirli guatr tablosu ortaya çıkar. Bu tablo kısa sürelidir, hastalara zehirli guatr ilaçları verilmemeli, sadece çarpıntıyı geçirecek ilaçlar kullanılmalı. Geriye kalan harap olmamış sayıca azalmış sağlam tiroid hücreleri ne kadar tiroid hormonu salgılarsa hastanın kanında o kadar hormonu bulunur. Tabii ki azalan bu hücrelerin salgıladığı hormon yeterli olamayacağından hastada tiroid hormon yetersizliği (hipotiroidizm) oluşur. Hastalar bu safhadan sonra aniden kilo almaya başlar, kabızlık, saçlarda matlaşma, unutkanlık, dalgınlık, konsantrasyon bozukluğu, ciltte kuruma şikayetleri gibi çok bilinen tiroid hormon yetersizliği belirtileri gösterir. Nadiren harabiyet çok az olur ve hastada hormon yetersizliği belirgin olmaz. Bu yetersiz hormon artık bir daha düzelip normal duruma gelemez. Bu hastaların ömür boyunca tiroid hormonu kullanmaları şarttır. Eğer hastalara zamanında tanı konulup yeterli düzeyde tiroid hormonu verilmezse beyinimizden salgılanan TSH isimli hormon yükselir. TSH, tiroidi çalışmaya teşvik eden bir hormondur. Bu teşvik uzun sürerse tiroid bezesi büyüyebilir ve hatta nodül gelişebilir. İyotlu tuz kullanan toplumlarda tiroid iltihapları daha sık görülür. Bu nedenle çocuklarda iyotlu tuz kullanımı teşvik edilmeli ancak yetişkinlerde iyotlu tuzun bazı sakıncaları olduğu hatırlanmalıdır. Ayrıca, tiroid iltihabı olan hastaların özgeçmişi incelendiğinde, hastanın şikayetleri başlamadan önce yoğun stresli bir dönem yaşadığı saptanır. Bu da stres faktörünün bu hastalıkta rolü olduğuna inanılmasına nende olmaktadır. Ailesel geçiş en kesin ve en önemli faktörlerden biridir. Annede haşimato varsa kızında da bu hastalığın görülme şansı yüksektir. Ancak unutmamak gerekir ki ailesel geçiş (genetik geçiş) çevresel faktörlerle desteklenmedikçe hastalık bir sonraki nesile (örn.kızına) aynen geçmez.

Tiroiditlerde ameliyat yapılmaz!
Tiroiditli hastalarda ciddi kanser şüphesi yoksa ameliyat çözüm getirmez, sorunu ağırlaştırır. De Quervain tiroditinde ilk haftalarda hastadaki ağrılı, birden bire ortaya çıkmış, sert tiroid bezesi yanlışlıkla kanser şüphesi yüksek nodül olarak yorumlanıp ameliyat yapılabiliyor. Halbuki bu hastalarda sabırlı davranıp beklemek tiroid iltihabının yatışmasından sonra daha doğru bir karar vermeyi sağlar.

23 Nisan 2009

Akciğer kanserine yol açan madde bulundu

AMERİKAN Minnesota Üniversitesi’nden bilim adamları, 50 bin kadın ve erkek üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucunda, tütün ürünlerinde bulunan ve akciğer kanserini tetikleyen ana maddeyi buldu.

NNAL adı verilen kimyasal bileşik, akciğer kanserine yakalanma riskini sekize katlıyor. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzları ve günlük içtikleri sigara sayısını göz önünde bulunduran araştırmacılar, kanında ortalama seviyede NNAL bulunanların akciğer kanserine yakalanma ihtimalinin yüzde 43 arttığını belirledi.

Kanser riskine karşı multivitamin almalı

Şehir hayatının yoğun temposunda, vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineral desteğini sadece besinlerden karşılamanın çok zor olduğunu belirten uzmanlar, "Multivitamin kullanımı kanser riskini azaltmaya yardımcı oluyor" diyor.

Erkeklere çinko ve selenyum
Bayer tarafından hazırlanan multivitamin rehberinde; kanserden korunmak için kadınların ve erkeklerin ayrı takviyeler alması uyarılarak, şu bilgilere yer verildi:
* Prostat kanseri, yüzde 29'luk oranla erkeklerde en fazla görülen kanser türü. Yapılan araştırmalar, selenyum-çinko ve E vitamininin prostat kanserini önlemede etkili olduğunu ortaya koydu.
* Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ise; meme, kolon, yumurtalık ve rahim ağzı kanserleri yer alıyor. Araştırmalar, folik asit ve antioksidan içeren vitaminlerin kadınları kansere karşı koruduğunu gösteriyor.

Kadınlar için folik asit yararlı
* 121 binden fazla kadında yapılan bir çalışma, uzun süreli folik asit desteğinin kadınlarda kolon kanseri riskini azalttığını da ortaya koydu. A vitamininin kolon kanseri riskini yüzde 43, E vitamininin ise yüzde 50 oranında azalttığı görüldü.
* Cildin kanserden korunması için de E vitamini, betakaroten ve C vitamini takviyesi öneriliyor.

Kansere Karşı 10 Önlem!

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2030 yılında insan ölümlerinin çoğu kanser sebebiyle gerçekleşecek.

Veriler kansere yakalanan insan sayısını 24 milyon, kanser nedeniyle ölen insan sayısını 17 milyon, kanserle yaşayan insan sayısını ise 75 milyon olarak öngörüyor.

Geçmiş verilere bakıldığında kanser sıklığında yüzde 100 artış bekleniyor. Bu artıştan en çok da ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler etkilenecek. Ülkemizde 1-7 Nisan arası Kanser Haftası olarak belirlendi. Bu vesileyle kanserin erken teşhisi ve kanserden korunma yolları hakkında bilgilerinizi pekiştirmenizde yarar var.

1. Sigarayı bırakın

"Dumansız Hava Projesi"ni destekleyin. Sadece sigarayı bırakarak yaşamınıza 10 yıl katabilirsiniz. Bu yıl kendiniz için bir adım atın, sigarayı bırakmak için çaba gösterin, profesyonel bir yardım alın ve dumansız bir hava sahası oluşturun.

2. Sağlık taramanızı aksatmayın

Yıllık check-up programlarınızı ertelemeyin. Kadın ve erkeğe yönelik tarama testlerinizi mutlaka yaptırın. Unutmayın ki; bazı kanser türleri erken saptandığında yüzde 90 ve üzerinde oranla tamamen yok edilebiliyor. Ailesinde kanser hastası olan, belli bir yaşın üstündeki bireylerin belirlenerek daha titiz incelemelerin yapılması gerekiyor.

3. Fazla kilolardan kurtulun

Fazla kilo rahim, kolon, göğüs, yemek borusu ve böbrek kanseri riskini artırıyor. Yüzde 10 kilo kaybı ise kişiyi yüzde 50`lere varan oranda kanser riskinden koruyor. Akdeniz tipi diyetin sağlıklı olduğu giderek daha iyi anlaşılıyor. Zeytinyağı, yeşil gıdalar, taze ve işlemden geçirilmemiş ürünler, bol lifli beslenme her tip kanseri engelleyebilir. Yüksek kalorili, yağ içeriği zengin, lifi düşük beslenme, özellikle mide ve bağırsak kanseri açısından risk oluşturuyor.

4. Aktif olun

Kanserden korunmanın en iyi yollarından biri de aktif bir yaşam tarzıdır. Günde 10 bin adım felsefesi hareketli bir yaşam için öneriliyor. 5 gün boyunca 30 dakika yapılan egzersizle ciddi anlamda kanserden korunabilirsiniz.

5. Yeşil gıdaları artırın

Yapılan çalışmalar haftada 3 veya 4 kez salata yenmesinin sigaraya bağlı akciğer kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Çünkü yeşil sebzelerde hücre tamirinde görev alan antioksidan moleküller bol miktarda var.

6.
Alkolden uzak durun

7. Yiyeceklerinizi renklendirin

Son yıllarda yapılan bir çalışma sebzelere ve meyvelere kırmızı, mor ve mavi rengini veren antosiyanin adı verilen maddenin kolon kanseri riskini azaltıyor.

8. Kırmızı eti azaltıp, beyaz ete yönelin

Kırmızı et, içerdiği yüksek yağ oranıyla damar sertliği ve birçok kronik hastalığa neden olur. Beyaz et tüketimi sağlıklı bir tercihtir. Yüksek hayvansal yağ tüketimi kansere yol açar.

9.
Güneş ışığından korunun

Cilt kanseri en sık görülen, ama bunun yanında en sık önlenebilen kanser türleri arasındadır. Güneş ışığı içerdiği ultraviyole ışınlarla cilde zararlı olduğundan çok güneş alan bölgelerin özellikle baş ve boyun bölgesinin ciddi şekilde korunması gerekiyor. Kremler, gözlükler ve şapkalarla UV ışınlarından korunabilirsiniz.

10.Emzirin

Bütün anne adaylarına duyurulur! Bebeğinizi ne kadar uzun süre emzirirseniz, o kadar daha az meme kanserine yakalanırsınız.

Kaynak: Vatan

22 Nisan 2009

Rahim ağzı kanserine dikkat

MERSİN Üniversitesi Kadın Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Saffet Dilek, dünyada kadınlarda kanser kaynaklı ölümlerde 2’nci sırada olan rahim ağzı kanserinin, her yıl 280 bin ölümle sonuçlandığını, hastalıkla mücadelede erken teşhisin önemli olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi verilerine göre, rahim ağzı kanserine yakalanma sıklığının 100 binde 5 olduğunu bildiren Prof.Dr. Saffet Dilek, hastalığın Human Papiloma (HPV) adlı virüsün uzun süreli enfeksiyonu sonucu ortaya çıktığını, hastalığın yayılmaya başlamadan önce teşhis ve tedavi olanağı bulunduğunu anlattı. Erken teşhis ve tedavinin hastalığın iyileşme sürecinde önemli olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Dilek, “Türkiye’de ulusal kanser tarama programı olmadığı için hastalık çok geç teşhis ediliyor. Hastalık cinsellikle de ilişkili. Cinsel hayatı mazbut olmayan insanlarda daha çok görülüyor. Çünkü daha fazla virüs riski var. Erken dönem evlilik, erken dönem gebelik, çok doğum yapmak, çok eşlilik riskli gruplardır” dedi.

Bağışıklık gücü olmayan, sigara kullanan, doğumsal açıdan iyi olmayan kadınlarda virüsün yerleştiğini bildiren Prof.Dr. Dilek, “Virüsü alan kadınlarda kanser öncüsü lezyonlar (dokularda bozukluk) meydana geliyor. Bu lezyonlar aşağı yukarı 8-10 senelik bir dönemde kanser haline dönüşüyor. Hastalığın tedavi edilebileceği süreçte yani kanser olmadan yayılmaya başlamadan önce teşhis ve tedavi etme olanağı var. Kanserleşme başladıktan sonra da erken yayılma döneminde teşhis edilebilirse yine yüzde yüze yakın tedavi imkanı var. Türkiye’de ulusal kanser tarama programı olmadığı için hastalık çok geç teşhis ediliyor” diye konuştu.

Kansere yol açan virüsün 30 farklı tipi olduğunu, bunlardan bazılarının kanser hastalarının yüzde 70’inde görüldüğünü de bildiren Prof.Dr. Dilek, “Son zamanlarda virüs aşıları çıktı. Hastaya kanser aşısı yapılmasıyla aşağı yukarı yüzde 85 oranında korunma sağlanır” dedi

Allah inancının sağlık üzerindeki olumlu etkisi

Son yıllarda yapılan birçok araştırma, Allah'a imanın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Bu araştırmalara göre Allah inancına sahip olan insanlar diğerlerine göre Allah'ın izniyle hem daha uzun yaşamakta hem de yaşam kaliteleri diğerlerine göre çok daha yüksek olmaktadır. Ancak tabi ki bir insan sağlık olmak için iman etmez. Allah'ın varlığının delilleri çok açıktır, her insan aklı ve vicdanıyla bu delilleri görerek iman eder, Allah iman edenlere ahlaklarının ve tavırlarının güzelliğine karşılık bir nimet olarak sağlık, güç ve kuvvet verir.

International Journal of Psychiatry in Medicine'nın Şubat 2002'de yayınladığı araştırmaya göre; kendilerini inançsız olarak tanımlayanların;

• Kanser-dışı sindirim hastalıklarına yakalanma ihtimalleri iki kat daha fazla,
• Damar rahatsızlıklarından (kalp krizi ve felç dahil) ölme oranları %21,
• Solunum hastalıklarından ölme oranlarının ise %66 daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.

Ayrıca tedavi esnasında verilen dini telkinlerin hastalar üzerinde çok yüksek tedavi edici etki gösterdiği de ortaya konmuştur.

Din ahlakının, Allah’ı sevmenin, Allah’tan korkmanın insan üzerindeki en olumlu etkilerinden birisi ise, elbette strese karşı sağladığı korumadır. Allah inancı olan insanların olaylara daha sabırlı ve olumlu baktıkları, zorluklar veya yaşam içinde karşılaşılacak olumsuzluklara daha dirençli oldukları açıktır. Özellikle inancın bu güzel etkisinden dolayı ABD'deki 125 tıp fakültesinden 80'inde din ve sağlık üzerine seminerler verilmektedir. ABD ve İngiltere'de yapılan araştırmalarda, hastalar için dua etmenin, hastaların rahatsızlık belirtilerini azalttığı ve iyileşme sürecini hızlandırdığı sonucu elde edilmiştir. Şafi (Şifa Veren) sıfatına sahip olan Rabbimiz Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
"Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz." (Neml Suresi, 62)

Stresin eklem ağrılarından psikolojik bozukluklara hatta kansere kadar birçok hastalığın ya ana nedeni ya da tetikleyicisi olduğu düşünüldüğünde, samimi olarak din ahlakına uygun bir yaşam sürdürdükleri için stresten korunan kişiler, tüm bu hastalıklardan da Allah'ın takdiriyle korunurlar. Kuşkusuz din ahlakının tüm bu olumlu etkilerinin temelinde ise iman edenlerin Allah’a sevgileri, Allah’a teslimiyetleri ve her durumda Allah’a sığınarak O’na dua etmelerinin büyük bir etkisi vardır. Elbette Allah dilerse, samimi olarak iman eden bir kimseyi de türlü hastalıklarla ve sıkıntılarla deneyebilir, salih bir mümin tüm bunlar karşısında yine neşeli, huzurlu ve tevekküllü olur, çünkü Allah'ın kendisi için takdir ettiği kaderin en güzel ve en hayırlı olduğuna iman etmektedir.

Tek kudret sahibinin Rabbimiz olduğunu bilen, O’nun rahmetine sığınan müminler, nasıl bir durumla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar dua ederek stresten uzak, itidalli bir tavır sergilerler. Bu da onların ruhen ve bedenen sağlıklı olmalarına vesile olan önemli bir etkendir.

20 Nisan 2009

Türkan Saylan Kimdir Ne Yapar?-Otomobilde dizel tercihi düşüyor-Kadınlarda kansere neler sebep oluyor?-Kısırlığa derman olacak büyük adım

Haberiniz Olsun Son Yazılar


işte yeni ekonomik hedefler

Posted: 19 Apr 2009 11:40 AM PDT

Ekonomi Ekonomik hedeflere kriz rötuşuYeni Şafak - İstanbul,TurkeyMali daralmanın hissedilmeye başladığı günden bu yana ekonomik hedeflerinde ufak çaplı revziyona giden hükümet, bunu resmen duyurdu. ... Haber Türk Ekonomik önlemlerin maliyetiHaber Türk - TurkeyAA muhabirinin Katılım Öncesi Ekonomik Program verilerinden yaptığı derlemeye göre, küresel finansal krizin Türkiye'yi de etkilemeye

Otomobilde dizel tercihi düşüyor

Posted: 19 Apr 2009 11:35 AM PDT

Otomobil New York Otomobil Fuarı kapılarını açtıHaber Türk - TurkeyİMKB isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. İMKB ismi altında açıklanan tüm ... Hürriyet Ağrılı tamirciden "Batman" tarzı otomobilHürriyet - İstanbul,TurkeyÇizgi roman ve film kahramanı Batman'ın otomobilinden esinlenen İlhan, çeşitli araçlara ait

Kadınlarda kansere neler sebep oluyor?

Posted: 19 Apr 2009 11:30 AM PDT

Kanser Hürriyet 50 yılda 15 milyon kişi kanser olacakHürriyet - İstanbul,TurkeyÖğrencilik yıllarında bir ya da iki kanser vakasıyla karşılaştığını söyleyen Ezer, son yıllarda kanser vakalarında artış olduğunu belirtti. ... Kansere karşı Pembe GüçAkşam - İstanbul,Turkey2 YIL önce meme kanserine yakalanan, ünlülerin basın danışmanı Nermin Ceri ile 3 yıl önce yine aynı hastalığa yakalanan Özlem

Kısırlığa derman olacak büyük adım

Posted: 19 Apr 2009 11:29 AM PDT

Bilim Bilim olimpiyatlarında Türk damgasıCNN Türk - Istanbul,TurkeyKanada'nın Toronto kentindeki tek Türk okulu Nil Akademi'nin öğrencileri, katıldıkları Bilim ve Teknoloji Fuarı'nda 2 altın ve 8 bronz madalya kazandı. ... Internet Haber Kısırlığa derman olacak büyük adımInternet Haber - Istanbul,TurkeyÇinli bilim adamları iddialı bir araştırma ile gündemdeler. Kısırlığa ve erken menapoza

Türkiye'de bir ilk !

Posted: 19 Apr 2009 11:25 AM PDT

Yerel Seçimler Sabah Yerel seçimler CHP'ye 46 milyon TL'ye patladıSabah - İstanbul,Turkey29 Mart yerel seçimleri geride kalırken, CHP'nin seçimlerde yaklaşık 46 milyon TL harcadığı da açıklandı. Giderler içinde en büyük pay 32 milyon TL ile ... Siyasi partilerde kongre heyacanıInternet Haber - Istanbul,Turkey29 Mart yerel seçim sonuçları, iktidarın oy kaybettiği muhalefetin ise güçlendiği

YDUS Başvuruları Başladı

Posted: 19 Apr 2009 11:22 AM PDT

Sınav Güncel Gazete Sınav sistemindeki değişiklik kaçınılmazdıGüncel Gazete - Gaziantep,TurkeyDr. Şenay Yalçın, AB katılım sürecinde eğitimde de alınması gereken yollar olduğunu, üniversiteye girişteki sınav sisteminde yapılan değişikliğinde bunun ... Konya Yenidoğan Belediyesi İtfaiye Eri Alım İlanıMemurlar - Ankara,TurkeySınava katılmaya hak kazanamayan müracaat sahiplerine herhangi bir

Türkan Saylan Kimdir Ne Yapar?

Posted: 19 Apr 2009 11:20 AM PDT

Başörtüsü Kadın Haberleri Eşim için örtüm feda !Kadın Haberleri - TurkeyAslına bakılırsa eş durumu dışında siyasetle ilişiği olmayan bir kadının böyle bir maceranın aktörü haline getirilmesi ve ‘başörtüsü’nün de bu hikâyede ... Samanyolu Haber CHP'li Tekin'in Saylan çelişkisiSamanyolu Haber - İstanbul,TurkeySeçimler öncesi başörtüsü açılımının mimarı olarak gösterilen Gürsel Tekin, başörtüsü

You are subscribed to email updates from Haberin Varmı ?...
To stop receiving these emails, you may unsubscribe now.
Email delivery powered by Google
Inbox too full? (feed) Subscribe to the feed version of Haberin Varmı ?... in a feed reader.
If you prefer to unsubscribe via postal mail, write to: Haberin Varmı ?..., c/o Google, 20 W Kinzie, Chicago IL USA 60610
--
http://islamilmihali.net
http://haberdaim.blogspot.com
http://ladress.blogspot.com
http://sivaszmo.blogspot.com

Popüler Yayınlar

Blog Widget by LinkWithin

İslam İlmihali