kadınca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadınca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2009

Deodorant kanser yapar mı?

Meme kanseriyle ilgili yeni araştırmalara devam ediliyor.
Türkiye Meme Vakfi “Farkındayım korkmuyorum” bilgilendirmelerine devam ediyor.

Dr. Can Gürbüz’ün açıklamaları merak edilen birçok konuya ışık tutuyor. Çalışmalara göre meme kanseri ve terlemeyi önleyici deodorantlar arasındaki ilişki korkusu tam bir efsane.

Son yıllarda koltuk altı antiperspirant (terlemeyi önleyici) deodorant kullanımının meme kanseri riskini artırması ile ilgili çeşitli mecralarda yayınlara rastlanıyor. Bu ürünlerin zararlı maddeler içerdiği ve koltukaltı derisinden veya tıraş edilirken oluşan kesiklerden emildiği belirtilmekte ve meme kanseri riskini artırdığı ileri sürülmektedir.

Türkiye Meme Vakfı konu ile ilgili birçok soru aldığı için bu konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla ilgili araştırma özetlerini şöyle sıralıyor:

Antiperspiran ürünlerde alüminyum bazlı maddeler kullanılmaktadır. Bu ürünler, ter bezlerinin ağzını geçici olarak kapatarak terlemeyi önlemektedir. Bu ürünlerin koltukaltı derisinden emilerek meme kanseri riskini artırabileceği ileri sürülmüştür. Fakat bu varsayım klinik deneyler ile ispatlanmamıştır. Yapılan diğer bilimsel çalışmalarda da böyle bir bağlantıya rastlanılmamıştır.

Dedorantlarda ve antiperspiran ürünlerde bulunan paraben maddesinin de benzer bir etki ile meme kanseri riskini artırdığı ileri sürülmüştür. Bazı meme kanseri olgularında tümör içinde bu paraben maddesine rastlanarak kanser gelişiminde rol alabileceği düşünülmüş, fakat çalışmalarda bu maddenin kansere yol açtığı ispatlanmamıştır.

Amerikan Kanser Enstitüsü (National Cancer Institute) ve ABD Gıda ve İlaç idaresi (FDA) de koltuk-altı antiperspiran ve deodorant kullanımının meme kanseri riskini artırması ile ilgili bilimsel bir veriye rastlanmadığını açıklamıştır.

Bilimsel verilere göre deodorantlar ve antiperspiran ürünlerin koltuk altı kullanımının meme kanseri riskini artırdığı efsanesinin bilimsel bir tabanı olmadığı gözlenmiştir.

Mangalda pişirilen etlerin marine edilmesi meme kanseri riskini azaltır mı?

Mangal ve ızgarada pişirilen etler kısa sürede yüksek dereceli ısıya maruz kalır. Bu süreç sırasında etin üzerinde “heterosiklik amin” adı verilen bazı kimyasal bileşikler oluşur. Bu kimyasal maddelerin meme kanseri ve bazı kanser gelişme risklerini artırdığı çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir. Bu nedenle etlerin mangal ve ızgarayla pişirilmesi sağlıklı beslenme ilkelerine aykırı bulunmaktadır.
ABD Kansas Üniversitesi Gıda Teknolojileri Enstitüsü’nde yapılan bir çalışmada, etlerin pişirilmeden marine edilmesi sonucu pişirilme sırasında oluşan ve kanser riskini artıran maddelerin yüzde 70-80 oranında azaldığı bildirildi.
Mangal ve ızgara yapılmadan önce etler, tatlarını artırmak için bazı işlemlerden geçirilir. Örneğin soğan, sarmısak, kimyon karabiber, biberiye, kekik, fesleğen ve benzeri bitkiler eklenip zeytinyağı içinde bekletilir. Bu işlem sırasında kullanılan bitkilerin içerdiği antioksidan maddelerin yüksek ısı sonucu gelişen ve kanser riskini artıran heterosiklik amin oluşmasını önemli ölçüde azalttığı bu çalışmada saptandı.

Mangal veya ızgarada pişirilen yiyeceklerin, pişirilmeden önce çeşitli bitki ve baharatlarla birlikte zeytinyağı içinde bekletilmesi, kanser riski artışını önemli ölçüde azaltması nedeni ile önerilmektedir.

Günde üç fincan yeşil çay

Dr. Gürbüz’ ün yeşil çay ve meme kanseriyle mangalda pişirme arasındaki ilişki konusundaki açıklamaları ise şöyle:

Son yıllarda, yeşil çayın meme kanseri riskini azalttığı veya daha önce meme kanseri ile tanışmış olan kişilerde kanserin tekrar etmesi riskini azalttığı yönünde basında birçok yazı yayınlanmakta. Konuyu bilimsel yönden inceledik.

Harvard Tıp Fakültesi Toplum Sağlığı Bölümü’nde yapılan bir çalışmada 1998- 2009 yılları arasında yeşil çayla ilgili yayınlanan bilimsel çalışmalar incelendi. Buna göre daha önce meme kanseriyle tanışmış kadınlar arasında, günde üç veya daha fazla fincan yeşil çay içen grupta, yeşil çay içmeyen kadınların oluşturduğu gruba göre meme kanserinin tekrar etmesi (nüks veya metastaz) riski daha az görülüyor.

Yani yeşil çay içilmesi meme kanserinin tekrar etmesi olasılığını azaltıyor. Sonuç olarak daha önce meme kanseri ile tanışmış kadınların günde en az üç fincan yeşil çay içmeleri öneriliyor. Dilara Koçak/Milliyet

22 Haziran 2009

HAMİLELİK VE YOLCULUK

Anne adayları hamile oldukları andan itibaren kendilerini bir çok aktiviteden uzak tutmaya çalışır. Oysa bu psikoloji içinde yaşamak hem kendisini hem de bebeğini strese sokmaktadır. Özellikle yolculuk yapmak ya da seyahate çıkmak bu konulardan biridir.

Hamilelikler normal yaşantıda ciddi değişiklikler gerektirmemeli, bu dönemde bir çok kısıtlamalara gidilmemelidir. Burada önemli olan tek şey, sağlıklı ve güvenli yolculuklar için biraz dikkat ve özen göstermektir. Ayrıca yolculuk konusunda anne kendini hazır hissetse de, mutlaka doktoruna danışmalı ve yolculuğu için ondan onay almalıdır. Doktor çıkılacak yolculuğun bebek için ya da sizin için sağlıklı olmayacağını düşünebilir.

Hamilelik 6. aya kadar rahat bir şekilde geçtiği için bir çok doktor bu aya kadar, anne adaylarının yolculuklarını kısıtlamamaktadır. Eğer ilk aylarda mide bulantıları, halsizlik ve baş dönmeleri yaşanmıyorsa, hamilelikte ters giden bir şey yoksa, anne ve bebeğin sağlığı iyiyse, rutin kontrollerde olumsuz bir durum göze çarpmıyorsa yolculuk sakıncalı bir durum değildir. Aksine bu aylarda yani ikinci trimester zamanında, düşük olasılığı azalmış ve hamileliğe alışılmıştır. Gezmek, dolaşmak ve hamileliğin keyfine varmak için tam zamanı denebilir.

Bütün bunların yanısıra, hamilelikte yolculuğa çıkmanın bazı gereklilikleri de vardır. Anne adayının mutlaka bebeğinin ve kendisinin rahatını düşünmesi gerekmektedir. Hamileliği zorlayıcı durumlardan kaçınmalıdır. Bütün önlemleri almalıdır ve yolculuk ile ilgili çıkabilecek problemleri düşünerek hareket etmelidir.

Yolculuğa çıkarken mesafenin uzun olmaması en önemli konulardandır. Uçakla, arabayla ya da trenle çıkılan seyahatlerin kaç saat sürdüğü ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumlarda zorlanma yaşanıp yaşanılmayacağı düşünülmelidir. Sürekli sarsıntı halinde olmak, uykusuz kalmak, dinlenememek, uzanamamak, bu yolculuk esnasında yeterince beslenememek; kasılmalara ya da hamilelik ileri aylardaysa erken doğuma neden olabilmektedir. Bu nedenle bir anne adayı olarak sorumluluklar unutulmamalıdır. Özellikle daha önceden erken doğum ya da düşük yapmış anneler, çoğul hamilelik yaşayanlar bu konuya daha da dikkat etmelidir.

Otomobil ile yapılan yolculuk;

Otomobil ile yapılan yolculuklar güvenlidir ama uzun bir yola çıkılacaksa kesinlike yorucu olacağı bilinmelidir. Arabanın konforu, sarsıntıyı az hissettirmesi, koltuklarının rahatlığı ve araç içindeki kişilerin az olması bu uzun sürecek yolculuğu biraz daha hafifletir. Sırta bir yastık koyarak bel bölgesini desteklemek, sık sık mola vermek ve yürüyüş yaparak bacaklardaki kan dolaşımını hareketlendirmek önemlidir.

Ani fren durumunda karın bölgesine darbe almamak için ön koltuk yerine arka koltuk tercih edilebilir. Karına şiddetli bir darbe plasentanın kopmasına ve erken doğuma neden olur. Ayrıca, ön tarafta yolculuk yapılacaksa mutlaka emniyet kemeri takılmalıdır. Karnın üstüne takılan bir emniyet kemeri bebek ve anne için kaza anında tehlikelidir. Bu nedenle, en güvenli emniyet kemeri karın altından ve göğüs arasından geçen kemerlerdir.

Otomobili eğer siz kullanacaksanız yolculuğun mutlaka kısa olması gereklidir. Hamileliğin son aylarındaysanız ve karnınız dreksiyona çok yakınsa, otomobili sizin kullanmamanız daha güvenlidir. Uzak mesafelere de, bir gün konaklayarak gidilmesi çok daha iyidir. Dinlenerek ve uykuyu alarak yolculuğa devam etmek sizi daha az yoracaktır. Hız konusunda dikkatli olunmalıdır. Hamilelik döneminde refleksler yavaşladığı, dikkat zayıfladığı için yavaş ve daha kontrollü gidilmelidir. Yolculuk esnasında yanınızda, bir yetişkinin olması da önlem almak açısından önemlidir.

Yolculuk esnasında kaza geçirilirse mutlaka bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Kazanın hafif olması durumunda bile bu kontrol ihmal edilmemelidir. Eğer kasılmalar, ağrı ya da kanama varsa mutlaka zaman kaybetmeden doktorla görüşülmelidir.

Otomobil yolculuğunda beslenmeye de dikkat edilmelidir. Mola yerlerinden çok, evde hazırlanmış yiyecekler tercih edilmelidir. Özellikle sıcak bölgelere yapılan yolculuklar esnasında dışarıdan alınan besinlerin bozulmuş ya da yıkanmamış olmasına dikkat edilmelidir. Mide rahatsızlıkları için az ve ağır olmayan yiyecekler seçilmelidir. Bol miktarda sıvı alınmalıdır ve tuvalet gereksinimleri de temiz mola yerlerinde giderilmelidir. Hamilelik süresince sık sık idrara çıkmak gerektiğinden hijyen çok önemlidir.

Tren ve otobüs yolculukları;

Tren ve otobüs yolculuğunda hamileliği olumsuz bir yönde etkilecek bir durum söz konusu değildir. Tam tersine otomobilde olduğu gibi rahat ve konfor ön planda ise yolculuk keyif verici olabilir.

Şimdiki otobüslerde televizyon izlemek ve müzik dinlemek, trenlerde restoranda oturup bir şeyler yemek yolculuğu daha da zevkli hale getirmektedir. Tren yolculuklarında yürümek, otobüsten daha geniş bir ortamda yolculuk yapmak ya da yataklı vagonlarda dinlenerek gitmek biraz daha konforludur.

Bu iki yolculukta dikkat edilmesi gereken nokta yine mesafenin uzunluğu ve sarsıntının ne kadar hissedileceğidir. Kasılma ve sancılara neden olabilecek sarsıntılar unutulmamalıdır. Çok insanın bulunduğu ortamlarda yolculuk yapmanın bir olumsuzluğu da nefes yolu ile bulaşan hastalıklara yakalanma riski ile karşı karşı kalmaktır. Çevreden rahatsız olmak ve uyuyamamak yorucu olabilir.

Bu yolculukları kolaylaştırmak için; bilet alırken tekerlek üstü koltuklardan almamak, otobüslerde biraz daha para vererek iki koltuk almak ya da trenlerde yataklı vagonları tercih etmek, pencere açma durumu olmadığı için bir kaç kat giyinmek, yastık almak, evde daha besleyici ve hafif yiyecekler hazırlamak, rahat kıyafetler giymek ve kolay çıkarılıp giyilebilen ayakkabılar tercih etmek olabilir.

Uçak yolculuğu;

Uçak yolculuğu bir çok hamile kadında endişe yaratır. Oysa, uçak yolculuğu diğer yolculuk araçlarından çok daha güvenli ve rahattır. Gerekli önlemler alındığında uçakla seyahat etmenin hiçbir sakıncası yoktur. Uçma stresi olmayan bir anne adayında eğer sağlıkla ilgili bir problem de yoksa ve doktorundan onay alarak rahatlıkla uçak seyahati yapabilir. En rahat seyahat zamanı ikinci üç aydır ve gebelik rahatsızlıkları ortadan kalkmıştır. Genelde; kanama geçirmiş hamileler, çoğul hamilelik yaşayanlar, şeker hastaları, tansiyon problemi olanlar ve erken doğum öyküsü bulunanlar için sakıncalı olmaktadır.

Bir çok havayolu şirketi 36. haftadan sonra hamile kadınları uçaklara kabul etmemektedir. Bu haftadan sonra doğum riski yüksek olduğundan, havada yaşanacak bir doğumda olası bir aksilikle karşılaşmamak için buna dikkat etmektedirler.

Uçak yolculuklarında akıllara takılan sorulardan biri, hamileyken geçilen güvenlik kapıları ve diğeri de kabin basıncının bebeğe zarar verip vermediğidir. Güvenlik kapılarındaki dedektörlerin, uzmanlarca zararsız olduğu söylenmektedir. Onlar metal dedektörüdür ve x ışını ile çalışmamaktadırlar. Ama yine de daha rahat edilecekse, güvenlikteki kişilere söylendiğinde bu konuda yardımcı olmaktadırlar. Diğer bir konu olan kabin basıncının ise hiç bir tehlikesi yoktur. Belirli bir derecede sabitlenen kabin basıncında, siz rahat nefes aldığınız sürece bebek de içeride rahattır.

Uçak seyahatlerinde dikkat edilecek konu yine gidilen mesafedir. Uzun yolculuklar yapmak ve aynı yerde uzun oturmak sakıncalı olabilmektedir. Sürekli hareketsiz oturmak kan dolaşımını etkiler ve ayak ile bileklerde şişmelere neden olur. Hatta varis riskini de artırır. Ayrıca yurt dışına çıkılıyorsa, gidilen ülkenin hamile bir kadın için sağlıklı olup olmadığı araştırılmalıdır. Gidilen yerde sancıların aniden başlaması ya da herhangi bir rahatsızlığın yaşanması durumunda en yakın sağlık kuruluşları önceden belirlenmelidir. Yine diğer yolculuklarda olduğu gibi, giyim şekli rahat olmalı ve beslenmek için bir kaç yiyecek bulundurulmalıdır.

03 Haziran 2009

Kadın Nedir Aslında !!!

Bir kadın çocuktur aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini,dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.



Bir kadın güçlüdür aslında.

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.


Bir kadın sevgilidir aslında.

İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay. kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.


Bir kadın yalnızdır aslında.

Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine,ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.


Bir kadın çılgındır aslında.

Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.


Bir kadın hayattır aslında.

Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek. su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?


Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz.


az bişe alıntı !..

02 Haziran 2009

Kadın Zekası Kimi Aldatıyorsunuz?-Fıkra

Adam işten çıkmadan önce karısını evden arar;

-“Tatlım, patron bir kaç arkadaşıyla beraber komşu eyalet büyük gölde balık avlamaya gidecek, benim de gelmemi istiyor. Bu hafta sonunu orada geçireceğiz. Bu benim terfi almam için iyi bir fırsat. Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlar mısın?
Direk ofisten çıkacağız ve geçerken evden çantaları alırım. Ha, yeni ipek mavi pijamamı da Koymayı unutma!”
Karısı biraz işkillenir. Fakat kocasının istediklerini yapar.
Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gözükmektedir.
Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar.
Eyüp: “Ha, evet epey balık tuttuk. . Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın. “
Karısı: “Oltanın bulunduğu takım çantasına koymuştum!!!!
Sizde beğendiğiniz e-postaları , kendi eserlerinizi, araştırmalarınızı, ilanlarınızı, haberleri, veya bizimle paylaşmak istediklerinizi natureslist@gmail.com mail adresine göndererek binlerce kişiye ulaşabilirsiniz.

19 Mayıs 2009

Saçlar ve Hayvanlar Gerçek Birer Sanat Eseri

Aslan, keçi, domuz, köpek, gergedan, fil, tavşan evet saçınız hangi hayvan olsun istersiniz. Düşünün kafanızda kocaman bir hayvan kafası ilginç ve ürkütücü geldi bana. Ayıca mankenlerin yüz ifadeleride saçlarındaki hayvana benziyor buda başka bir ilginçlik. Bunu düşünmek, tasarlamak ve uygulamak hep güzell...
Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Here are Some Funny Strangy Hairstyles. Why don't you try them? ;)

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles

Funny Strangy Hairstyles


Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!

Reklammatik'e üye ol, sen de kazan!


23 Nisan 2009

Kadınların kabusu!

Bebek heyecanı mide sorunlarıyla karışmasın...
Hamileliğin ilk ayları çoğu kadın için mide sorunlarıyla dolu günlerin de başlangıcıdır. İlk dönemdeki mide bulantıları ve sonrasında yaşanan yanma şikayetleri bazı kadınların bu dönemini kabusa çevirebilmektedir.

Uz. Dr. Duygu İbrişim gebelik döneminde yaşanan mide sorunları ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

HAMİLELİKTE MİDE SORUNLARI NEDEN OLUR?

Gebelik, hem hormonel değişimlere bağlı olarak, hem de özellikle son aylarda bebeğin artan kütlesinin baskısıyla sindirim sistemi sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Gebeliğin ilk ayları anne adayı için yeni bir dönemin başlangıcıdır. Gebelik hormonlarının etkisi ile bulantı, midede dolgunluk-yanma, bazı gıdalardan tiksinme, karında şişkinlik ve gaz hissi sık yaşanan şikayetlerdir. Bu şikayetler bazen günlük hayatı etkileyecek ve yaşam kalitesini bozacak düzeylerde olabilir.

DUYGUSALLIK MİDE SORUNLARINI ARTIRIR

Bayanların büyük kısmı bu dönemde daha duygusal, daha hassas olurlar ve sıkıntılar karşısında daha kolay umutsuzluğa kapılabilirler. Sindirim sistemi ruhsal durumdan çok etkilenir ve bu da bir kısır döngünün başlangıcı olabilir. Gebeliğin ilk üç-dört ayında daha sık yaşanabilen bu sorunlar çoğunlukla hafif-orta düzeydedir. Yaşam biçimi ve beslenme ile ilgili bazı düzenlemelerle tahammül edilebilirler.

SAĞLIĞI TEHDİT EDECEK BOYUTLARA ULAŞABİLİR

Zaman zaman anne adaylarının bu şikayetleri çok şiddetli olabilmektedir. Aşırı bulantı ve kusma ile birlikte annenin ve bebeğin beslenmesini tehdit edecek bir tablo olan hiperemesis gravidarum’un oluşması söz konusudur. Bu durumda yakın tıbbi takip ve gerekirse hastanede yatırılarak ilaç ve serum desteği gerekebilir.

BALAYI DÖNEMİ

İlk birkaç ay atlatıldığında çoğunlukla mide problemleri azalır. Anne adayı duygusal olarak da duruma daha adapte olmuştur ve bu dönem gerçekten gebeliğin balayı dönemidir. Son üç ayda ise büyüyen bebeğin oluşturduğu baskı ile mide yanmaları, dolgunluk hissi, göğüs arkasında yanma ve ağza ekşi acı su gelmesi, reflü tipi şikayetler belirginleşebilir. Kabızlık, gebeliğin başlangıcından itibaren hormon değişiklikleri ve ilerleyen aylarda artan karın içi yükle ortaya çıkabilir ve hiç de nadir değildir.
Daha önceden ülser, reflü, bağırsak ve karaciğer- safra yolları hastalıkları olanlarda gebelik sırasında daha fazla problem yaşanabilir. Gebelik planlanıyorsa mevcut sorunlar yönünden sağlık kontrollerinin yapılması önemlidir.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE MİDE SORUNLARINI DAHA AZ YAŞAMAK İÇİN;

• Gebe olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren düzenli bir yaşam uygulamaya çalışın. Yeterince uyuyun. Alkol, sigara ve ilaçlardan uzak durun. Düzenli ve sağlıklı beslenin. Özellikle kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu unutmayın.
• Sık sık ve az miktarlarda yemek yiyin. Öğünlerde beyaz ekmek, haşlanmış patates, yağsız makarna gibi ilaveler midenizi rahatlatır. Susuz kalmayın. Böylece bağırsaklarınız daha düzenli çalışır.
• Tiksindiğiniz gıdaları kısa süreli olarak diyetinizden çıkarabilirsiniz. Yağlı-baharatlı-gaz yapıcı yiyecekler, keskin kokular rahatsız edici olabilir. Bazen kendi pişirdiğiniz yemeği yemekte zorlanabilirsiniz. Bu durumda ya o yemeği bir gün sonra tüketin ya da güvendiğiniz biri siz mutfakta yokken pişirsin. Anneler bu konularda harikadır!..
• Gebeliğin son aylarında belirginleşen reflü tipi yakınmalara akşam yemeğinin erken saatte yenilmesi, yatak başının yükseltilmesi yararlı olur. Doktorunuz önerirse gebelikte kullanılabilen bazı ilaçları alabilirsiniz.
• Doktorunuzun bilgisi dahilinde yürüyüş ve yüzme gibi düzenli egzersizler yapabilirsiniz. Spor endişe ve gerginliği de azaltır.
• Eşiniz ve ailenizle daha çok vakit geçirmeye çalışın, onların desteği size güç verir.
• Pozitif düşünmeye çalışın. Bu sıkıntılar geçicidir ve bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almak hepsini unutturacaktır.

Hamilelikte ne kadar balık yenmeli?

Hamilelikte ne kadar balık yenmeli?

Hamile kadınlar, hem kendi hem de bebeklerinin sağlığı ve gelişimi için beslenmelerinde mutlaka balık yemeliler. Fakat hamilelerin bebeğin yüksek oranda cıvaya maruz kalmaması için ne kadar balık tüketecekleri çok önemli.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, kadınlara haftada 340 gramdan fazla balık tüketmemelerini öneriyor, ancak beslenme uzmanları ve bilim adamlarından oluşan bir koalisyon hamile kadınların en az bu kadar balığa ihtiyacı olduğu konusunda ısrar ediyorlar.

Ulusal Sağlıklı Anneler ve Bebekler Koalisyonu'ndan Judy Meehan, "Son veriler bize kadınların halen yeterince balık yemediklerini gösteriyor, bu gerçekten korkutucu. Beyin gelişimi için Omega 3 elde etmenin yolu balık yemektir" dedi.

İngiliz ve Amerikalı araştırmacılar, 2007 yılında Lancet dergisinde yayınladıkları araştırmada, tavsiye edilen balık miktarını azaltmanın çocuğun zihinsel gelişimine zarar verebileceğini söylediler. Yaptıkları çalışmada, hamileliği süresince haftada en az 3 porsiyon balık yiyen annelerin çocuklarının zihinsel fonksiyon testlerinde daha iyi performans gösterdiklerini açıkladılar.

Başka bir çalışmada, Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Emily Oken'in başkanlığındaki araştırma ekibi, balığın beyne yararlı bir besin olduğunu ortaya koysa da hamilelik döneminde düşük cıva oranına sahip balıkları tercih etmelerinin önemine dikkat çekiyor.

Oken, 3 yaşındaki 341 çocuğu inceledi ve annesi hamilelik döneminde haftada iki porsiyondan fazla balık yiyenlerin sözel, görsel ve motor gelişimine dair testlerde daha iyi performans gösterdiklerini ortaya çıkardı. Ancak diğer tarafta kanlarındaki cıva seviyesi nispeten yüksek çıkan annelerin çocuklarının test sonuçları yaşıtlarına göre daha düşük kaldı. Oken, haftada ortalama 400 gram balık tüketen hamile kadınların çocuklarının gelişimlerinin yüzde 30 daha iyi olduğunu söyledi.

Diğer bir çalışmada ise 25 bin 446 çocuk incelendi. Hamileliği boyunca anneleri daha fazla balık yiyen çocukların daha iyi motor ve bilişsel test skorlarına sahip olduğu bulundu.

FDA, hamile bayanların köpekbalığı, kılıçbalığı, kral uskumru ve bir çeşit levrek (tilefish) yememelerini, çünkü içerdikleri yüksek cıva seviyelerinin bebeğe zarar verebileceği sebebiyle uyardı. FDA, hamilelerin cıva oranı düşük balıkları tercih etmelerini ve haftada 340 gramdan fazla balık tüketmemelerini öneriyor.

Popüler Yayınlar

Blog Widget by LinkWithin

İslam İlmihali