yahudilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yahudilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2009

İsrail'de 100 Yahudi Müslüman Oldu

Maariv gazetesi dün İsrail’de İslam dinini benimseyen Yahudilerin oranının her sene daha da arttığına dikkat çekti.Bu konunun öneminin ise durumun İsrail-Arab çatışmasından din çatışmasına dönüştüğünden kaynaklandığına işaret etti.

Bu dönüşüm sadece islamı kapsamıyor, kısmende olsa aynı şekilde hiristiyanlığı da kapsıyor.Mevcut bilgilere göre son senelerde yüzlerce Yahudi islamı seçerken, birkaç onu da dinini İsevi olarak değiştiriyor.

Maariv gazetesinin verilerine göre 2005-2007 yılları arası din değiştirme talebiyle İsrail içişleri bakanlığına başvuran Yahudilerin sayısı 306’ya ulaştı.Bu taleblerden 249’u islama geçmek isterken buna karşılık 48 yahudi dinini İsevi olarak değiştirmek istedi.

Bu paralelde gazete, eş zamanlı olarak eski 9 yahudinin tekrar Yahudiliğe dönmek istediğini açıkladı.

Şüphesiz bu rakamlar yüzde sınırlarını ortaya koyuyor.2008 yılı ise bu oranlarda büyük artışa tanıklık etti.142 başvuru kaydı tamamlanırken bunlardan sadece 112’si İslam, 26’sı hrıstiyanlık, 4’ü ise asıl dini Yahudiliğe dönmek istiyor.

Bunula birlikte gazete Yahudiliğe girenlerin çıkanlardan daha büyük bir kitleyi oluşturduğunu söyledi.Bu rakam 2005 yılında 820 kişi, 2006 yılında 589 kişi, 2007 yılında 566 kişi iken, geçtiğimiz sene 2008 yılında 767 kişiye ulaşmıştır.Gazeteye göre bu rakamlar, İsrail’le entegrasyona karşı olan bazı taraflarca desteklenmiyor.Bu rakamlar sadece resmi kayıtları gösteriyor.Şu bir gerçek ki, resmi kayıt yaptırmaksızın dinini İslam veya İsevi olarak değiştirenlerin sayısı çok daha fazladır.
As-Safir Gazetesi -
Nur Belek / İslamigundem.com
http://forum.filistinetkinlik.com/index.php?topic=18890.msg84143
http://img515.imageshack.us/img515/662/rwiefa.jpg

29 Mayıs 2009

O topraklar mü'minlere vaat edilmiştir

Ahmet Varol
Siyonistlerin Filistin işgaliyle ilgili ideolojik faaliyetlerinin en önemli boyutunu “vaat edilmiş topraklar” teorisi oluşturmaktadır. Teori diyorum, çünkü inanç temelinden yoksundur.

Tarih boyunca pek çok tahrifata uğramış Yahudiliğin mevcut şeklinde bile “vaat edilmiş topraklar” anlayışı Siyonist ideolojidekinden çok uzaktır. İşaret ettiğimiz tahrifatlar yoluyla Yahudiliğe sokulan “vaad”in gerçekleşmesi için Mesih'in beklenmesi gerekir. Siyonizm ise yüzyıllardır beklenen Mesih'in bundan sonra da gelmeyeceğini düşünerek Yahudilikteki “vaat edilmiş topraklar” anlayışını ideolojik çerçeveye sokmuş ve istismar etmiştir.
Çerçevesi ve temeli ne olursa olsun, “buralar bize Tanrı'nın vaat ettiği topraklardır” iddiasıyla milyonlarca insanı evinden, yurdundan etmek ve onların tüm mülklerini gasp etmek çok iğrenç bir din sömürüsüdür. Fakat ne kadar ilginçtir ki çağımızın uluslararası güçleri normalde din sömürüsüne karşı durdukları iddiasında bulunurken, böyle bir din sömürüsüne hatta bu sömürünün tam bir vahşete dönüşmesine itiraz etmemiş, aksine destek vermişlerdir. Nitekim emperyalizmin Siyonistlere Filistin topraklarını hazırlama amaçlı Belfur Deklarasyonu'nun ve Sykes–Picot Anlaşması'nın özünde bu sömürüye zemin hazırlama çabasını görüyoruz.
Allah'ın mübarek kıldığı Beytu'l-Makdis beldesinin inanç boyutu vahyin temel çizgisi olan tevhid inancında anlamını bulmaktadır. Dolayısıyla o toprakların gerçek varisleri de işte bu inancın bayraktarlığını yapanlardır. Ortada bir vaad varsa o da mü'minlere, tevhid inancına sahip olanlara, vahiy çizgisini sürdürenlere yapılmıştır. Bu çizgi de adalet ve hukuku esas alır. Herhangi bir beldede hâkimiyeti elde edince o beldenin ahalisine zulmetmez, haklarını gasp etmez, bilakis hâkimiyetini adalet ve hukukun eksiksiz uygulanması için değerlendirir. Buna binaen bir yerde hâkimiyeti ele geçirdiğinde “burası bize Allah'ın vaadidir” diyerek oranın ahalisini, mülk sahiplerini sürgüne göndermez. Hz. Ömer (r.a.)'in Kudüs'ün anahtarlarını teslim aldıktan sonra, Hıristiyanların teklifine rağmen “benden sonra Müslümanlar buraya el koymaya ve burayı cami yapmaya kalkışabilir” diye kilisede namaz kılmadığı, namazını boş bir arazide eda ettiği gibi.
Benim daha önce dile getirdiğim bu hususla ilgili olarak Uluslararası Filistin Sivil Dayanışma Konferansı'ndaki bir panelde konuşma yapan değerli ilim adamı Dr. Ömer el-Eşkar güzel hususlara temas etti. Kutsal Filistin topraklarının belli bir soya değil iman sahiplerine vaat edildiğine dikkat çekerek “Allah'ın peygamberini inkâr edenler, O'nun vaadini hak edemezler” dedi.
El-Eşkar, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in peygamberler silsilesinin son halkası olduğunu, peygamberlerin birbirlerinin mirasçısı olduklarını, dolayısıyla Hz. Musa (a.s.)'nın ve İsrailoğullarından iman sahibi salih kişilerin mirasının da Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ve ümmetine ait olduğunu dile getirdi.
Söylediklerini Kur'an âyetleriyle teyit eden el-Eşkar, peygamberlerin yolundan çıkanların onların mirasçısı olamayacaklarını, onlara vaat edileni hak edemeyeceklerini dile getirerek, bu toprakların Siyonist işgalden kurtarılmasının Kur'an-ı Kerim'in müjdesi olduğunu, bu müjdenin mutlaka gerçekleşeceğini hatırlattı.
Uluslararası Yaşayan Filistin Sempozyumu
Bu hafta sonu da Filistin davasıyla ilgili önemli bir uluslararası toplantı düzenlenecek. Bizim de Danışma Kurulu'nda yer aldığımız Uluslararası Yaşayan Filistin Sempozyumu adlı bu toplantıyı İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları (İDSB) düzenliyor. Bu toplantıların yoğunluk kazanması bazen “gerek var mı?” sorusuna muhatap olmamıza sebep oluyor. Aynı soru dün İDSB tarafından sempozyumun tanıtımı amacıyla Topkapı Sosyal Tesisleri'nde basın mensuplarına verilen kahvaltıda Başkan Necmi Sadıkoğlu'na da soruldu. Sayın Sadıkoğlu'nun orada verdiği cevap benim gördüğüm kadarıyla oldukça anlamlı ve tatmin ediciydi. Ben sadece özetle aktarmak istiyorum: Filistin meselesi öncelikli ve önemlidir. Bu mesele çözüme kavuşturulmadan bölgeye huzur ve istikrarın gelmesi mümkün değildir. Bu toplantılar ise her biri bir boşluğu kapatma, çözüm yolunda bir adım daha atma amacıyla düzenleniyor. Yani birbirinin alternatifi değil birbirini bütünleyici niteliktedir. Dolayısıyla bir fazlalık değildir.
Yarın Cevahir Hotel Kongre Merkezi'nde saat 09.30'da başlayacak ve iki gün sürecek sempozyuma ilgi gösterilmesini bekliyoruz. Bu sempozyum daha çok ilmî ve fikri ağırlıklı olacak. Biz de inşallah sempozyumdan alacağımız notları önümüzdeki hafta yayınlanacak yazılarımızda okuyucularımıza ileteceğiz.

http://www.timeturk.com/ahmet-varol-o-topraklar-muminlere-vaat-edilmistir-13108-yazisi.html

Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi, ilanlarınızı veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Reklammatik'le Reklam İzle sen de kazan!

Hostinginizi Alın Bir Villa Sahibi Olun

İzleyen Kazanıyor

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
Hz.Muhammed_Tolstoy_Gizlenen_Kitap İNDİRR

Popüler Yayınlar

Blog Widget by LinkWithin

İslam İlmihali