tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2009

Tıpta uzmanlık eğitim süresi değişti

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

ilangrubu@googlegroups.com

Tıp ve diş hekimliği uzmanlıklarında eğitim süreleri Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından yeniden belirlendi.

Tıpta uzmanlık ana dallarının eğitim süreleriyeniden belirlendi.

Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Tıp ve diş hekimliği alanlarında uzmanlık eğitiminin usul ve esaslarını düzenleyen yönetmeliğe göre, uzmanlık öğrencilerinin eğitim ve öğretimi, Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirlenen çekirdek eğitim müfredatını kapsayacak şekilde birimler tarafından hazırlanan programlara göre yapılacak.

Eğitim kurumlarında birim sorumluları tarafından, her uzmanlık öğrencisine göreve başlamasını takiben bir rehber eğitim sorumlusu tayin edilecek.

Uzmanlık eğitimi, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulacak elektronik ağ ortamıyla takip edilecek ve değerlendirilecek.

Uzmanlık öğrencilerine, belirlenen ihtiyaçları karşılayacak amaç ve hedeflerle bunları gerçekleştirecek asgari bilgi, beceri ve tutum kazandırmaya yönelik eğitim etkinliklerini içeren ''çekirdek eğitim müfredatı'' uygulanacak. Ayrıca, uzmanlık eğitimi veren birim tarafından ''genişletilmiş eğitim müfredatı'' hazırlanacak.

Uzmanlık dallarının çekirdek eğitim müfredatları belirleninceye kadar, uzmanlık eğitimi karnesinin çekirdek eğitim müfredatını belirleyen kısmının onaylanması şartı aranmayacak.

Eğitime başlayan her uzmanlık öğrencisi için genişletilmiş eğitim müfredatına uygun karne oluşturulacak. Karne içeriğindeki eğitim ve uygulamaların çekirdek eğitim müfredatına ait olan kısmının uzmanlık eğitimi süresi içerisinde tamamlanması zorunlu olacak.

Birim sorumluları, altı ayda bir uzmanlık öğrencilerinin göreve bağlılık, çalışma, araştırma ve yönetme yetenekleriyle meslek ahlakı hakkındaki görüş ve kanaatlerini uzmanlık eğitimi takip sistemine kaydedecek ve kurum amirlerine onaylatacak.

İki kez olumsuz kanaat notu alan uzmanlık öğrencisinin birimi, varsa aynı kurumdaki, yoksa başka bir kurumdaki eğitim birimiyle değiştirilecek. Yeni eğitim biriminde de iki kez olumsuz kanaat notu alan uzmanlık öğrencisinin uzmanlık öğrenciliğiyle ilişkisi kesilecek.

ROTASYON BAŞKA KURUMDA YAPTIRILABİLECEK

Eğitim süreleri ve rotasyonların, kazanılan birimin bulunduğu kurumda yaptırılması esas olacak. Ancak, kurumda ilgili uzmanlık dalına ait rotasyonların yapılacağı eğitim biriminin bulunmaması, asgari uygulamaları yapmaya yeterli olmaması veya başka kurumda yapılmasında birim sorumlusu tarafından fayda görülmesi halinde, uzmanlık öğrencisi kurum amirince uygun görülen yerlerde kabul belgesi sağlanmak koşuluyla rotasyona tabi tutulabilecek.

Tezi kabul edilen, uzmanlık eğitimi süresini ve rotasyonlarını tamamlayan, uzmanlık eğitimi karnesinin çekirdek eğitim müfredatı kısmı onaylanan uzmanlık öğrencileri, uzmanlık eğitimi bitirme sınavına girmeye hak kazanacak.

Girdikleri ilk uzmanlık sınavında başarı gösteremeyenler veya sınava girmeyenler altı ay içerisinde uzmanlık sınavına tekrar alınacak. Bu süre içerisinde uzmanlık öğrencilerinin kadrolarıyla ilişikleri kesilmeyecek. İkinci uzmanlık sınavında da başarılı olamayanların veya bu sınava girmeyenlerin, uzmanlık öğrenciliğiyle ilişikleri kesilecek.

Uzmanlık öğrenciliğiyle ilişiği kesilenlere, takip eden altı ay içerisinde iki sınav için başvuru hakkı verilecek. Bu sınavlarda da başarılı olamayanlar veya sınavlara girmeyenlerin eğitimlerine bağlı hakları sona erecek.

Uzmanlık sınavı biri mesleki bilgi, diğeri uygulama ve beceri sınavı olmak üzere iki aşamadan oluşacak.

NCEKİ HAKLAR SAKLI KALACAK

Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata göre kazanılan uzmanlık ve eğitim yetkisiyle ilgili haklar saklı kalacak.

Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte uzmanlık öğrencisi olanlarla uzmanlık giriş sınavlarını kazananlar hakkında, tabi oldukları önceki mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam edilecek, ancak bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde talepte bulunanlar için yeni hükümler uygulanacak.

Veteriner, eczacı ve kimyagerler, kendi alanlarına ilişkin düzenleme yapılıncaya kadar tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji alanlarında uzmanlık eğitimi yapabilecek.

Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi; Askeri Sağlık Hizmetleri; Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi; Endodonti, Ortodonti, Pedodonti, Periodontoloji ve Protetik Diş Tedavisi ana dallarıyla bazı yan dallarda uzmanlık eğitimini tamamlayanlar altı ay içinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilecek.

UZMANLIK EĞİTİMİ SÜRELERİ

Yönetmelikle bazı uzmanlık dallarının isimleri değişirken, uzmanlık eğitim süreleri de şöyle belirlendi:

''Acil Tıp: 5 yıl; adli tıp: 4 yıl; ağız, yüz ve çene cerrahisi: 5 yıl; aile hekimliği: 3 yıl; anatomi: 3 yıl; anesteziyoloji ve reanimasyon: 4 yıl; askeri sağlık hizmetleri: 3 yıl; beyin ve sinir cerrahisi: 5 yıl; çocuk cerrahisi: 5 yıl; çocuk sağlığı ve hastalıkları: 4 yıl; çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları: 4 yıl; deri ve zührevi hastalıkları: 4 yıl; enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji: 5 yıl; fiziksel tıp ve rehabilitasyon: 4 yıl; fizyoloji: 3 yıl; genel cerrahi: 5 yıl; göğüs cerrahisi: 5 yıl; göğüs hastalıkları: 4 yıl; göz hastalıkları: 4 yıl; halk sağlığı: 4 yıl; hava ve uzay hekimliği: 3 yıl; histoloji ve embriyoloji: 3 yıl; iç hastalıkları: 4 yıl; kadın hastalıkları ve doğum: 4 yıl; kalp ve damar cerrahisi: 5 yıl; kardiyoloji: 4 yıl; kulak, burun, boğaz hastalıkları: 4 yıl; nöroloji: 4 yıl; nükleer tıp: 4 yıl; ortopedi ve travmatoloji: 5 yıl; plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi: 5 yıl; radyasyon onkolojisi: 4 yıl; radyoloji: 4 yıl; ruh sağlığı ve hastalıkları: 4 yıl; spor hekimliği: 4 yıl; sualtı hekimliği ve hiperbarik tıp: 3 yıl; tıbbi biyokimya: 4 yıl; tıbbi ekoloji ve hidroklimatoloji: 3 yıl; tıbbi farmakololji: 4 yıl; tıbbi genetik: 4 yıl; tıbbi mikrobiyoloji: 4 yıl; tıbbi patoloji: 4 yıl; üroloji: 5 yıl.''

Yönetmelik, diş hekimliğinde uzmanlık ana dalları ve eğitim sürelerini ise şöyle düzenliyor:

''Ağız, diş ve çene cerrahisi: 4 yıl; endodonti: 3 yıl; ortodonti: 4 yıl; pedodonti: 3 yıl; periodontoloji: 3 yıl; protetik diş tedavisi: 3 yıl.''

23 Nisan 2009

Matematik, Artık Hayat Kurtarıyor!

Tıptan işletme yönetimine kadar birçok farklı disiplinle ara kesit oluşturan bu bilim dalı, önemini daha da artırmış durumda.

'Bu dersin bize ne faydası var?' Matematik öğretmenlerinin en çok karşılaştığı sorulardan biri bu. Çoğumuz matematiği anlamaya çalışmak yerine bu sorunun cevabına kafa yorduk, eğitim sürecinde.

Günlük hayatımızda basit hesapların dışında yeri yoktu çünkü! Hocaların "Matematik muhakemeyi geliştirir." sözü ise ikna edici gelmiyordu. İşte şimdilerde bir ezber bozuluyor. Gelişen teknolojiyle matematik de hayatın içinde yer almaya başlıyor. Daha doğrusu, bu gerçek, matematiğe mesafeli duranların bile anlayabileceği şekilde kendini gösteriyor artık.

Tıptan işletme yönetimine kadar birçok farklı disiplinle ara kesit oluşturan bu bilim dalı, önemini daha da artırmış durumda. Örneğin tıpla birleşmesinden oluşan yeni 'matematiksel tıp' bilimi erken tanıda, hatta tedavide önemli bir işlev görüyor. Matematiksel tıbbın geliştirdiği yöntemler, kanser ve kalp hastalıklarından hücre modellerine kadar tıbbın birçok alanında kullanılıyor. Matematiksel yaklaşımlar klinik çalışmalarda olduğu kadar, hastane ve sağlık kuruluşlarının yönetimlerinde de başarılı sonuçlar veriyor.

ABD, Kanada, İngiltere ve İsrail gibi bazı ülkeler matematiksel tıp disiplinine ayrı bir önem veriyor. Üniversitelerde açılan ayrı fakülte ve enstitülerle yetinmeyen bu ülkeler büyük bütçeli özel araştırma merkezleri de kuruyor. Hatta bazı hastaneler matematiksel tıp üzerine ayrı birimler açıyor. Klinik ve sağlık sistemlerinde kullanılması durumunda etkinlik ve verimliliği artıran, özellikle çağımız hastalıklarından kanser, AIDS ve kalp sorunlarının tedavisinde kullanılan bilim henüz ülkemizde bilinmiyor. Medikal istatistik alanında çalışmalarıyla bilinen Tennessee Üniversitesi İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamparsum Bozdoğan (64), bu bilimin daha da gelişeceğine, tıbba önemli katkılar sağlayacağına vurgu yapıyor. Tabii bir de hatırlatmada bulunuyor: "Türkiye'deki sağlık sektörü ve kamunun bu alana yatırım yapması ülke için önemli bir adım olur. Bu konuda başarı sağlanabilmesi için tıp, matematik, istatistik ve veri madenciliği bilimleri ile uğraşan bilim adamlarının ortak çalışma yapması gerekiyor. Bu şekilde başarı sağlanır ve Türkiye bu alanda geri kalmamış olur."

Bu noktada akla bazı sorular geliyor: Matematiksel modeller tıpta nasıl kullanılıyor? Matematiksel tıp insanoğluna ne gibi faydalar sağlayacak? Bu ve benzeri soruları Türkiye'de 'matematiksel tıp' ve 'sağlık sistemleri mühendisliği' alanlarında çalışan sayılı akademisyenlerden Doç. Dr. Eyüp Çetin'e sorduk. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Sayısal Yöntemler Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin'in (34) anlattıkları bu bilim dalının anlaşılması açısından oldukça önemli.

-Matematiksel yaklaşımlar sağlık alanında ne ifade ediyor?
Tıbbi kaynakların son derece kısıtlı olması, var olan kaynakların da etkin kullanılamaması sonucu dünyada her yıl yüz binlerce kişi hayatını kaybediyor. Tıpta ve sağlık sistemlerinde sayısal (kantitatif) tekniklerin kullanılması ile hasta kayıpları azaltılabiliyor. Yani hayat kurtarılıyor. Matematiksel ve istatistiksel yöntemlerin aktif hâle getirilmesi önlenebilir hataları da büyük ölçüde azaltıyor. Bir araştırmaya göre, önlenebilir hataların yüzde 98'inin sistemden kaynaklanıyor. Dolayısıyla, hem klinik uygulamaların hem de sağlık sistemlerinin etkinliğinin sorgulanması gerekiyor. Bu noktada, matematiksel modeller imdada yetişerek tıpta ve sağlık hizmetleri planlamalarında çok etkili bir araç oluyor.

-Matematiksel modeller nasıl hayat kurtarabiliyor?

Günümüzde tıp ile matematiğin kesiştiği alanlar arttı. Matematiksel bilimler tıbbın klinik problemlerinin çözümünde etkin olarak kullanılıyor. Mesela, artık 'matematiksel onkoloji' adı verilen bir alt disiplin doğdu. Bu bilim dalı tümörün gelişimi, davranışlarının tanımlanması, incelenmesi, teşhisi ve tedavisinde destekçi. Çok başarılı uygulamalar var. Kanser prognoz yöntemleri, anjiyogenez, pH düzenleme, hücre-hücre yapışması, hücre-ilaç etkileşimleri, radyoterapi ve kemoterapi planlama akla ilk gelenler. Örneğin, ölümcül gliyoblastom (beyin tümörü) vakasında kullanılmak üzere 2000'de geliştirilen bir diferansiyel denklemden oluşan matematiksel model tedavide başarı sağladı. Geliştirilen bu model tümörün hangi yöne doğru yayılacağını çok sıhhatli bir şekilde ortaya koyuyor. Böylece, radyoterapi ve cerrahi operasyonlar daha başarılı planlanarak, hastanın daha uzun yaşaması sağlanıyor.

-Hastalıkların teşhisinde bu yöntemler nasıl kullanılıyor?

Başarılı uygulamalar var, teşhis ve tedavide. Örneğin prostat kanserinde biyopsi iğnelerinin sayısı ve hangi bölgeye hedefleneceği sorunu vardır. Doğal olarak mümkün olan az iğne sayısı ile en fazla oranda kanserli hücreyi yakalamak arzu edilir. 2003'te ABD'de yapılan bir çalışmada, prostat kanserini teşhis etme olasılığını maksimize eden bir optimal biyopsi protokol modeli geliştirildi ve daha az iğne ile daha yüksek oranda kanserli hücreler teşhis edilebildi.

-Peki tedavide durum nasıl?

Şüphesiz birçok matematiksel model var literatürde. 2006'da yaptığımız ve ABD'de önemli bir dergide yayımlanan çalışmamızı örnek olarak verebilirim. Bu çalışmada kanser hücrelerinin toplam tahribatını maksimize ederken aynı zamanda doza bağlı tüm yan etkileri ve maliyetleri minimize ettik. Biliyorsunuz, kanser tedavisindeki yan etkiler ileride ölümcül vakalara sebep olabiliyor. Geliştirdiğimiz model her ne kadar immüno, kemo ve radyoterapiden oluşan kompakt bir tedavi modeli olsa da mesela radyoterapi modeline kolayca indirgenebilmekte.

-Başka ne gibi klinik uygulamalar var?

Matematiksel modeller genel olarak kanser üzerinde yoğunlaşıyor. Ancak diğer klinik alanlarda da varlık gösterebiliyor. Örneğin tıbbi biyoloji, nöroloji, pediatri ve psikiyatride sayısal yöntemler kullanılıyor. Matematiksel tıp açısından kardiyoloji açık bir alan.

-Modellerin hastane ve sağlık kuruluşlarının yönetiminde de etkin kullanıldığını söylediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Karar verme probleminin olduğu hemen her yerde matematiksel modeller kullanılabilir. Optimal hastane yeri seçimi, hekim/hemşire nöbetlerinin çizelgelenmesi, optimal personel atama, optimal fiyatlandırma, hasta kuyruklarının analizi, ameliyathane hizmetlerinin optimizasyonu, hastanelerde enfeksiyon kontrolü, etkinlik analizleri gibi birçok probleme çözüm bulabiliyoruz sayısal yaklaşımlarla. Diğer taraftan, epidemiyolojik, aşı ve biyoterör modelleri ile kan ve organ dağıtım modelleri gibi çalışmalarla sağlık hizmetlerinin makro planlaması yapılabiliyor. Örneğin, en son geliştirdiğimiz bir kan bankası lokasyonu modeliyle, kan bankalarının konuşlanacağı bölgeler optimal olarak öneriliyor. Matematiksel tekniklerle -hastalığın teşhis ve tedavisinden tutun, makro sağlık sistemine kadar- tıbbın her alanında yaklaşık yüzde 10-40 civarında iyileştirmeler sağlanabiliyor.

- Örnek verebilir misiniz?

2008'de açıklanan bir çalışmaya göre; 1999-2000 arasındaki verilerden New York City'de sadece ambulans gecikmelerinden dolayı akut miyokardiyal infarktüs (kalp krizi) sebebiyle ölen hastaların sayısı 201-390 arasındaydı. Söz konusu dönemde kalp krizinden 9743 hasta hayatını yitirmiş. Bunun üzerine ambulans sisteminin daha etkin çalışması için matematiksel formüller geliştirilmiş. Böylece ölümlerin azaltılması hedeflenmiş.

-Siz matematiksel tıp alanında çalışıyorsunuz; ama Türkiye'de bu bilim pek bilinmiyor...

Maalesef bilinmiyor. Dünyada bu disiplinlerarası konuya gerçekten yoğun ilgi var. Ülkemizde de bu disiplinler arasındaki geçişlerin süratle sağlanması gerekiyor. Artık matematik, istatistik ve veri madenciliğinin de katkısıyla çoğu tıp problemine çözüm getirilebiliyor. Hastane, sağlık kuruluşları ve sağlık politikası yöneticileri de sayısal yöntemlerin gücünün farkına yeterince varmış değil henüz. Daha iyi hasta memnuniyeti, daha mutlu sağlık çalışanı, etkin sağlık servisi ve daha çok kâr için gerekli olduğunu düşünüyorum kantitatif yaklaşımların.

- Bu disiplinin Türkiye'de de etkin kullanılması için neler yapılmalı?

İÜ Onkoloji Enstitüsü'nde verdiğim 'matematiksel onkoloji' konulu konferansta ve benzeri toplantılarımda tıpçıların yakın ilgisini gördüm. Dolayısıyla dünyada olduğu gibi ülkemizde de, matematik ile tıp bir araya getirilebilir. Bu alanda ortak kongre, konferans düzenlenebilir. Ayrıca, tıp fakültelerinde ve lisansüstü sağlık bilimleri enstitülerinde sayısal derslerin artırılması yoluna gidilebilir. Dünyaya paralel olarak bu ilişki kurumsal hâle getirilebilir. Örneğin, University of Nottingham'daki 'Center for Mathematical Medicine and Biology' gibi merkez ya da enstitüler kurulabilir. Üniversitelerde ya da kurumsallaşmış hastanelerde bu konuda birimler kurulmalı. Dünyaca ünlü Harvard Business School'da 2005'te Sağlık İnisiyatifi birimi kuruldu. Bu birim son zamanlarda, yakınlarına böbrek vermek isteyip de böbreği uymayanlar arasında 'böbrek değişimi'ne imkân tanıyan bir matematiksel model geliştirdi ve bu proje New England'da başarılı şekilde uygulanıyor.



Popüler Yayınlar

Blog Widget by LinkWithin

İslam İlmihali