19 Nisan 2009

:-)Hayat Güzeldir:-) korku imparatorluğu

Uğur Mumcu’nun arkadaşı ve avukatıydı Turgut Kazan... Aynı şekilde Abdi İpekçi davasının da müdahil avukatı...

BUKET AŞÇI

12 Mart’tan da çok çekti, 12 Eylül’den de. Yani “Darbelere karşıyım” diyen ünlü bir hukukçu. Ergenekon Davası kapsamındaki son dalgayı ise “hukuk dışı” olarak yorumluyor: “Aramalar, Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) uygun yapılmadı. Ortada makul bir şüphe yoktu.”


Arama kararı yasaya uygun değil, makul şüphe olmalıydı

Ergenekon Davası kapsamında gerçekleşen son gözaltı ve aramalar usule ilişkin tartışmaları yine gündeme getirdi. Sizin son dalgaya ilişkin yorumunuz ne?
Bir yargıç tarafından verilen bir arama kararı bu. Ancak olmaması gereken bir şey var; Ümraniye’de bulunan bombalarla, Danıştay cinayetiyle, Cumhuriyet’e atılan bombalarla, hatta Başbakan’a suikast girişimi için yapıldığı anlaşılan lav silahları ile sanıklar arasında bağ kurarken hiçbir gerekçe ve makul veriye dayanmıyor.

Benzer arama kararı, Sabih Kanadoğlu için de kullanıldı...
Aynı metin! Bununla, arama yapılabilecekse eğer, herkese, 70 milyon için uygularsınız... Sorun da bu!

Bir arama kararı için kanıt gerekmez mi? Yani güvenlik güçlerinin birisinin evini arayabilmesi için elinde bir kanıtın olması...
Makul şüphe olmalı. Yani; Ümraniye’de bulunan bombalarla, Danıştay saldırısıyla vs. ilgili olarak şüpheli A’nın ya da B’nin bir ilişkisi olduğu yolunda ve o ilişkiyi gösterir kanıtların, bürosunda ya da evinde bulunabileceği yönünde makul şüphe olmalı.



İnsaf! Türkan Saylan’ın Ümraniye bombalarıyla ne ilişkisi olabilir?

“Makul şüphe” nedir?
Makul şüphe öyle konmalı ki, bu Türkan Saylan da olsa, o kişi aranmalıdır. Makul şüphe, hayatın olağan akışı içinde sizi şüphelendiren şeydir. Mesela sizinle bomba yapan arasında ilişki vardır ve onu gösterir. Ya da sizde, bombayı atan ya da bulunduran kişiye ait, o kişiyle ilgili, doküman bulunabileceğine ilişkin bir şüpheyi gösterir. Mesela evinde lav silahı bulunan kişiye Türkan Saylan’ın banka havalesi ile para geçmesi gibi. Saylan, o kişinin kiracısı da olabilir. Gözaltına alındıktan sonra, bu anlaşılıp serbest kalsa bile o kararı yanlış bulmam. Çünkü makul şüphe vardır. Ama insaf! Türkan Saylan’la Ümraniye’deki bomba arasında nasıl bir makul şüphe olabilir! Kamu vicdanının isyanı da bundan.

“Kimsenin dokunulmazlığı yoktur” deniyor...
Liberal-demokrat bazı köşe yazarları, “Usule takılıp kalıyorsunuz ama bu kadar takılırsanız esası kaybedersiniz” diyor. Oysa usul doğru esasa gedebilmenin tek yoludur. Ceza Usul Hocam derdi ki; “Ceza yasaları yalnız suçlular içindir. Ama ceza yargılama yasaları, masum insanların korunabilmesi içindir.” Anayasa’da iki temel dokunulmazlık vardır; kişi (17. mad.) ve konut (21. mad.) dokunulmazlığı. Bunlara nasıl dokunacağımızı da CMK gösteriyor.

Bilgisayar götürülemez sadece dosyaların kopyası alınır

Son olaylar CMK’ya uygun mu?
CMK’ya göre “Gece arama yapamazsınız.” O kişinin kaçması gibi istisnai durumlar hariç. Hatırlarsanız, bu operasyonlar gece başlamıştı. İfade almak için de “Önce davet edeceksiniz” denir. Prof. Dr. Mehmet Haberal gibi görevinin başındaki kişilerin ifadesi bu şekilde alınmalıydı. CMK, aramanın nasıl yapılacağını da gösterir. Yani yargıcın arama kararının da kuralı vardır. “A kişisinin evinde, X eylem ya da Y sorusu için belge, bilgi ve doküman bulanacağına ilişkin mantıklı şüpheler vardır” denmeli. Sonra neyin aranacağını da yazılmalı. “Ümraniye’deki bombalarla ilgili olan mektuplar, kayıtlar, dokümanlar olabilir” gibi. Bu soruşturmada ise her şey alınıp götürülüyor.

Bilgisayarların alınması doğru mu?
Kanun açık: “Şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine hakim tarafından karar verilir.”

Yani polis, dosyanın kopyasını mı alır?
Evet, aslı sizde kalır, polis kopyayı alır. Verilen kararlarda bu yok. “Al götür” de yanlış. Bilgisayarın şifresi çözülemiyorsa, bilgisayara giremiyorsanız götürürsünüz. Dosyanın kopyasını aldıktan sonra da olduğu gibi geri verirsiniz. Her dosyanın da kopyasını alamazsınız. Neyi arıyorsunuz? Ümraniye bombaları ile ilgili bir bilgi mi? O zaman o tür bir şey görülürse, kopyasını alınır. Ama bunlar yapılmıyor. Ben de hukukçu olarak isyan ediyorum. Çünkü ne arıyorlar? Kimler burstan yararlanıyor, kimler burs veriyor? Sorarım Ümraniye’deki silahla, burs veren adamın ne alakası olabilir? Milli Eğitim Bakanı diyor ki; “Kimse burs verdiği için soruşturmaya uğramıyor.” Bunu duyunca aklıma Altan Öymen geldi, onu aradım. Çünkü o da uçak kaçırdığı için tutuklanıp yargılanmıştı! Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engellemek için imza toplamıştı. İnsani bir çaba göstermişti. Onu bundan ötürü içeri almak yakışık almayacağından, o zamanki yönetim de onu o sırada kaçırılan bir uçaktan ötürü tutuklamıştı.


Başbakan’ı mahkum eden hakimin durumu diğerlerini korkuttu

Her şeye rağmen “Hukukun üstünlüğü”ne inanmamız gerekmez mi?
“Darbeye karşı hukuk” deniyor, değil mi? Biz bunları Kenan Evren ve dönemin kuvvet komutanlarından dinlerdik. “Biz bir şey yapmıyoruz ki, mahkeme kararı bu” derlerdi. Yine öyle diyorlar; “Siyasal iktidar olarak biz bir şey yapmıyoruz; yargı kararı bu. İyi de “Başbakan olarak bu işin savcısıyım” denmedi mi? Her şeyin yargı sürecinde işlediği izlenimi verilmek isteniyor. Ama Kartal’da bir kadın hakim (Sevgi Övüç), Başbakan’ı tazminat ödemeye mahkum etti. (Apo’ya sayın dediği için açılan tazminat davası.) Sonra ne oldu? O hakim, derhal soruşturmaya alındı, Adalet Bakanı müfettiş yönlendirdi. Müfettiş de hakime, gerekçeli kararını zamanında yetiştiremediği için soruşturma açılmasını istedi. Oysa hakime hanımın yazı işleri müdürü yoktu ve bunu da bildirmişti. Gerekçeli kararı bu yüzden yetiştirememişti. Ama “Sen ki, madem Başbakan’ı mahkum ettin, biz de seni yemesini biliriz” dendi. İşte sistem bu! Herkesin şunu bilmesini istiyorum; Türkiye’deki pek çok yargıç Kartal olayından korkuyor! Kararlarını “Acaba siyasal iktidarın hoşuna gider mi?” diye tartıyor. Çünkü müfettişi görevlendirme kararı, soruşturma yetkisi Adalet Bakanı’na ait! Arama kararı bazılarının söylediği gibi mahkeme kararı değil, yargıç kararı...



--
---------------------------------------------------------
SİYASAL İSLAMCILARA,  İŞBİRLİKÇİ MİLLİYETÇİLERE
VE BÖLÜCÜLERE KARŞI DURACAK
BİR GRUP KURULDU.
ARAMIZA KATILIN GÜÇ KAZANALIM.
        DEMOKRATIZ-BİZ
Geçerli web adresi:
http://groups.google.com.tr/group/demokratz-biz
-----------------------------------------------------------

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "Hayat Güzeldir" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : Hayat-guzeldir@googlegroups.com
 Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: Hayat-guzeldir+unsubscribe@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/Hayat-guzeldir?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Hiç yorum yok:

Popüler Yayınlar

Blog Widget by LinkWithin

İslam İlmihali